Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Hakimiyet Gazetesi

Mustafa Karaçelebi
Veyis Güngör, 1980 yılında II. kusak olarak Hollanda’da yasayan ailesinin yanına, aile
birlesimi çerçevesinde gider. Her Türk genci gibi olumsuzlukları yenmesini bildi. Kendine
ve temsil ettigi topluma yeni ve güzel seyleri katmanın heyecanı ile çalıstı. Bu
sohbetimizde Hollanda Türkevi Arastırmalar Merkezi, baskanı Drs.Veyis Güngör’e kulak
veriyoruz.
Avrupa Türkleri Avrupa Birligine Nasıl bakıyor?
Biz Avrupa’nın çesitli ülkelerinde çalısan veya yasayan Türkler kendimizi Avrupa
Türkleri olarak ifade ediyoruz. Biz ne Almancı olmayı ne de Yabancı olmayı
kabul etmiyoruz.
Avrupa Türkleri’nin bir amacı da içinde bulundukları ülkelerdeki refahın, saglık
hizmetlerinin, özgürlügünün, kalkınmıslının basta kendi ülkeleri olmak üzere
akraba topluluklarda da olmasını arzu etmektedirler.
Avrupa Türkleri, Türkiye AB iliskilerinin sivil boyutunu olusturabilir. Bu sivil
boyut ekonomik isbirligi, bilgi birligi, kültürel ve sosyal çalısmalarda birlikte
hareket imkânları olusturabilir.
Veyis Güngör’ün, bildigimiz kadarı ile 1980 yılı Agustos ayının son günleri
Hollanda’ya +smail Amcanın yanına gittiginizi biliyoruz. (Bu arada 12 Eylül
1980’e sayılı günler kalmıs) Bu serüveni bir de sizin agzınızdan duymak
istiyorum.
1962 Konya/Akören dogmusum. 3lkögrenimimi Akören’de, liseyi Konya’da tamamladım.
Agustos 1980’de Hollanda’ya gittim. Hollanda’ya gidisimin 12 Eylülle her hangi bir ilgisi
olmamasına ragmen isabetli bir gidis oldugunu, ben de sonradan ögreniyorum. Ailem isçi
ailesi olarak Hollanda da yasıyordu. Hollanda’da bir isçi ailenin çocugu olarak okumaya
yöneldim. Dil problemini kısa zamanda asarak 1984 yılında Amsterdam Üniversitesi
Pedagoji bilimleri Fakültesinde egitime basladım. Pedagojinin yanı sıra aynı Üniversitenin
Siyasal Bilgiler Fakültesinde Orta Dogu Tarihi ek programını takip ettim. Üniversite son
sınıfta Erasmus Degisim Programı çerçevesinde Preston (3ngiltere) da Etnik Azınlıklar
Politikaları üzerine de egitim yaptım.
1990 yılında Amsterdam Üniversitesi Pedagoji Fakültesinden Lisans (Master) olarak
mezun oldum. Aynı fakültede (1991–1992) Egitim yılında yabancı ögrencilere danısmanlık
yaptım.
Bu yıllarda Hollanda Diyanet Vakfında Hollandaca ve Türkçe olarak “Arayıs ve 3slam”
dergisini çıkardım. Halen Cordaid (Kalkınma 3sbirligi Ajansı) kurumunun Orta Avrupa-
Dogu Masasında proje sorumlusu olarak çalısıyorum. Evli ve iki Çocuk babasıyım.
Hollanda’da sosyal faaliyetlerde her zaman adınızın geçtigini biliyoruz. Bu
çalısmalarda Hollanda Türkevi Dernegi Öne çıkmakta bu konuda biraz bilgi verir
misiniz?
Avrupa toplumunda Sivil Toplum Örgütlerinin önemi büyüktür. Devletler Sivil Toplum
Kuruluslarını hem hukuk hem de finans yönünden desteklemektedir. Devlet, yapmakla
yükümlü oldugu birçok sosyal içerikli faaliyeti Sivil Toplum örgütlerine bırakmıstır. Bunun
görünürde faydaları vardır. Biz ikinci kusak Türk 3sçi Çocukları bu konunun gereklerini
yerine getirdik ve Sivil toplum örgütü olarak 1992 yılında Hollanda Türkevi Dernegini
kurduk. Bütün sosyal faaliyetlerimiz bu dernegin çatısı altında sürdürüyoruz. Gerçi
Türkevi’ni kurmadan önceki yıllarda, hem üniversitede okuyor hem de üniversite
bünyesinde kurdugumuz Türk Akademisyenler Bırligi Vakfı ile de ciddi ve kalıcı çalısmalar
yapmıstık. Bu birikimle Türkevi’ni kurduk.
Hollanda Türk Evi Dernegi; Çagdas Türk kültürünün her yönü ile Hollandalılara ve Türk
çocuklarına tanıtılması. Hollanda ve Türk toplumunun arasındaki var olan diyalogu
gelistirmek. Türklerin sosyal, ekonomik ve egitim konumlarının gelismesine katkıda
bulunmak. Türkler ile Hollanda’da ki mahalli yönetimlerin sıhhatli iliskiler gelistirmesini
saglamak. Çagdas Türk ve Müslüman kimligimizi, degerlerimizi korumak ve gelistirmek
amacı ile kurulmustur. Faaliyetlerimiz hakkında bir baska sohbetimizde uzunca
deginmemiz mümkündür.
Efendim, Sizi Devlet Bakanımız Mehmet Aydın ile sık sık birlikte görüyoruz.
Yollarınız sık sık kesisiyor mu?
Devlet Bakanımız Mehmet Aydın’la birlikteligimiz, tanısmamız uzun yıllara dayanıyor.
Hollanda’daki bir çok etkinligimizde birlikte çalıstık sayın Mehmet Aydın’la. Hatta Mehmet
Aydın’ın hazırladıgı “Islam en Dialoog” (Islam ve Diyalog) kitabinı yayınladık Hollanda’da.
Bunun yanısıra Sayın Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın Yurtdısındaki Türklerden de sorumlu
olması bizim sık sık birlikte olmamızın gerekçesini biraz daha güçlendirmis oldu. Bir de
bunlara siz AB-Türkiye iliskilerini eklerseniz, zira Avrupa Birligi katılım sürecinde Biz
Avrupa Türkleri olarak konunun hem Türk tarafında hem de Avrupa Birligi üyesi
Hollanda’da yasamamız nedeni ile sayın bakanımız Mehmet Aydın ile çok çesitli konularda
istisarede bulunmamı beraberinde getirmektedir.
Bizler, Avrupa da yasayan veya çalısan Türklere Almancı diyoruz. Avrupa
ülkelerinde sizlere Yabancı deniliyor. Siz kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz?
Biz Avrupa’nın çesitli ülkelerinde çalısan veya yasayan Türkler kendimizi Avrupa Türkleri
olarak ifade ediyoruz. Biz ne Almancı olmayı ne de Yabancı olmayı kabul etmiyoruz. Biz
üçüncü kusak Avrupa da yerlesik Türkler; Yasadıgımız ülkelerdeki sosyal, ekonomik,
siyasi, kültürel hayata katılıyoruz. Bu konuda AB sürecinin yasandıgı Türkiye-Avrupa
Birligi Tam üyelik sürecinde bizim de çok önemli katkılarımızın olacagını düsünüyoruz.
Avrupa’da yasayan bir Türk olarak Türkiye- Avrupa Birligi üyelik sürecini
yakından izleme fırsatınız oldu. Bu konuda Avrupa Türkleri olarak izlenimleriniz
nelerdir?
17 Aralık 2004 Türkiye için ve Avrupa Birligi için Tarihi bir karardır. Avrupa basınında
son çeyrek yüzyılın en çok ve en genis yer verilen haber ve tartısma konusu idi Türkiye.
Bazen o derece yogun oluyordu ki. Türkiye hakkında yazılıp çizilenleri takip etmekte,
gerekirse cevap yetistirmekte zorlanıyorduk. Özellikle Basbakan Tayip Erdogan’ın kısa
aralıklarla yaptıgı diplomasi gezileri sürecinde tüm basın dikkatleri üzerimize
yogunlastırıyordu. Görüsmelerden sonuç alınıp “Müzakere Süreci” için tamam denilince
Hollanda basınında dönem baskanı Hollanda Basbakanı Balkenen için “Jan Peter
Balkenende’de az kalsın Ege denizinde boguluyordu!” ifadeleri yer alıyordu.
Gelinen nokta uzun bir maratonun ilk ve önemli basamagı idi. Olumlu sonuçlanmıstı. 3ki
yönlü bir süreç için hareket baslamıstı. Bir taraftan resmi süreç yasanacak diger taraftan
sivil toplum örgütlerinin katılımları sürecektir.
AB katılım sürecinde sivil toplum örgütlerinin ne gibi katkıları olacaktır.
AB sürecinin bir sivil tarafı var. 17 Aralık 2004 tarihine gelirken resmi görüsmelerin
yanında sivil girisimlerde yapıldı. Hem Türk tarafı hem Batı sivil toplum örgütleri çok aktif
roller oynadılar. Karar mekanizmalarında etkili oldular. Mesela TÜS3AD Bürükselde büro
açtı ve gelismeleri yakından takip etti. Gerekli durumlarda taraf oldu. Biz Avrupa Türkleri
de bu süreçte Avrupa da kurmus oldugumuz Sivil Toplum Kurulusları ile katıldık.
Bunlardan biri de basında bulundugum “Amsterdam Türkevi Arastırmalar Merkezi” idi. Bu
merkezin yaptıgı çalısmalardan size örnekler sunabilirim.
Karar öncesi hatırı sayılır bir kesim Avrupalı AB-Türkiye iliskilerine sıcak
bakmıyorlardı. Bu engel nasıl asıldı?
Bu insanların ikna edilmesi kendi hükümetlerinin sorunu gibi görülse de sivil kurulusların
her türlü çabası olumlu tesir uyandırmıstır. Asıl üyelik için bu maratonun devam etmesi
gerektigine inanıyoruz. Sivil toplum örgütleri halkın iradesini yansıtması açısından önem
arz etmektedir.
Avrupa da faaliyet gösteren Sivil toplum örgütlerinin Türkiye-AB iliskilerine
olumsuz bakmalarında kullandıkları deliller nelerdir?
Türkiye bir Avrupa ülkesi degildir. Osmanlı 3mparatorlugu döneminde sürekli Avrupa ile
çatısama içinde olmus bir ülkedir. Türkiye kültür ve din olarak Avrupalı degildir. Türkiye
tam üye oldugu takdirde AB sınırları 3ran, Irak ve Suriye’ ye dayanacak; o zaman Rusya,
3srail ve Fas ne olacak? Türkiye tam üyelik elde ederse serbest dolasım hakkı elde edince
Avrupa isçi akınına ugrar. Büyük göç dalgası yasanır. Türkiye nüfusu kalabalık bir ülke,
bu nüfusu Avrupa kaldıramaz. Türkiye’nin üyeligi AB projesini sulandırır. Türkiye büyük
bir ülke fonları kullanan en büyük ülke olur. Türkiye AB standartlarına uygun bir
demokrasiye sahip degil. 3nsan haklarına saygı, AB’nın gerisindedir.
Türkiye’nin Avrupa Birligine dâhil olmasını savunan Sivil toplum örgütlerinin
tezleri nelerdir?
Avrupa da Türkiye’nin birlige girmesine taraf olan Avrupalı sivil toplum örgütlerinin
delilleri: Türkiye’nin Müslüman kimligi ve kültürü AB’ne girmesine engel gösterilemez. AB
ölçütlerine uyan ve belirli cografyada yer ala her ülke girebilir. Avrupalılık kültürünü ve
Avrupa Birligini tanımlayan ortak degerler; Demokrasi, 3nsan Hakları, Hukukun
Üstünlügü, Kisisel Haklar ve Özgürlükler ve Pazar Ekonomisi gibi degerlerdir.
Türkiye’nin AB’ye girmesi Türk Toplumu için hayırlıdır. Özellikle Son Hükümet
demokratiklesme sürecinde sivil reformların altına imza attı. Türkiye’nin bu sürecin
dısında tutulması Bütün bu gelismelerin yok olmasına sebep olacaktır.
Türkiye’nin AB’den dıslanması demek stratejik konumu itibari ile Türkiye’yi Arap
dünyasına itmek olacaktır.
Türkiye’nin AB’ye alınması demek Avrupalı Türklerin Avrupa’daki pozisyonlarının da
dogrudan düzelmesi demektir.
Toparlarsam bunlar Avrupalı Sivil toplum kuruluslarının lehimizde ve aleyhimizde olan
görüsleridir. Biz bundan sonraki süreçte Avrupalılıgı tanımlayan ortak degerlere vurgu
yapmalıyız. Bunlar Demokrasi, 3nsan Hakları, Hukukun Üstünlügü, Kisisel Haklar ve
Özgürlükler ve Pazar Ekonomisi gibi degerlerdir.
Sizin için Türkiye Avrupa Birligi projesi ne anlam tasıyor?
Bizim için Türkiye – AB projesi bazılarının sözünü ettigi gibi bir Medeniyetler Çatısması
degil, aksine Medeniyetler Bulusmasıdır. Biz bu konudaki görüslerimizi 17 Aralık 2004
öncesi Avrupa da birçok platformda dile getirdik. Bu düsünceden hareketle, bizlerin,
Avrupa Türkleri’nin köklerimizin uzandıgı ülke insanlarının refah düzeyinin yükselmesi,
hak, hukuk ve adaletin eksiksiz isledigi bir ülke olmasına katkıda bulunmamın en tabii ve
haklı istegimiz olması gerekir.
Avrupa Türkleri kurmus oldukları dernek, vakıf, sivil toplum kurulusları ve medya
organları ile Türkiye’nin Avrupa Birliginin onurlu bir üyesi olma yolunda Türkiye için çok
önemli bir fırsattır.
Avrupa Türkleri, Türkiye AB iliskilerinin sivil boyutunu olusturabilir. Bu sivil boyut
ekonomik isbirligi, bilgi birligi, kültürel ve sosyal çalısmalarda birlikte hareket imkânları
olusturabilir.
Avrupa Türkleri’nin bir amacı da içinde bulundukları ülkelerdeki refahın, saglık
hizmetlerinin, özgürlügünün, kalkınmıslının basta kendi ülkeleri olmak üzere akraba
topluluklarda da olmasını arzu etmektedirler.
Avrupa Türkleri olarak Türkiye AB’ ile bütünlesme sürecinde ellerinden gelen tüm
imkânları sevk ederek birebir konusma, tartısmalara katılma ve ikna etme v.s söz konusu
sürecin hızlanmasına katkıda bulunmaktalar. Ab Ülkelerinin Türkiye’nin adaylıgı öncesi
sundugu her türlü ekonomik fırsatlardan yararlanarak Türkiye’nin kalkınmansa katkıda
bulunmayı amaçlamaktadırlar.
Avrupa Türkleri, Türkiye’de baslayan degisim sürecinin devam edeceginin, bu süreçte
Avrupa Türkleri olarak düne göre daha fazla sorumluluk düstügünün bilincinde oldugumuz
bilinmelidir. Basta kendi güçleri, tecrübe ve bilgileri olmak üzere içinde yasadıkları
ülkelerin Türkiye’ye yönelik tüm imkânlarını harekete geçirip ülke kalkınması için sinerji
yaratacaktır.
Sadece Hollanda ‘da belediye ve eyalet düzeyinde onlarca yıldır politika yapan ve yerel
yönetimler sistemini iyi bile onlarca Avrupa Türkü edinmis olduklar tecrübeleri Türkiye’de
kullanmayı beklemektedirler. Avrupa Türkleri ekonomik isbirligi alanında Türkiye’de
geçmiste yasadıkları onlarca olumsuzluklara ragmen yüzlerce Avrupa Türkü girisimci
Türkiye’de kendi alanlarında Avrupalı ortak girisimcilerle yatırım yapmak için heyecan
duymaktadırlar.
Veyis Güngör bu anlattıgınız seylerin bilimsel bir dayanagı var mı yoksa sizin
kisisel ön görüleriniz midir?
Sohbetimizin basında ifade etmistim. Hollanda Türkevi Arastırmalar Merkezi Hollanda
genelinde faaliyette olan 100 Avrupalı Türk Kurulusu üzerine yapılan arastırma
sonuçlarına göre degerlendiriyorum. Bu arastırmanın sonuçlarını kısaca söyledir:
Hollanda’da kurulan Türk sivil toplum örgütlerinin %16,5’i Türk kültür degerlerini
tanıtmak amacı ile kurulmustur. Hedef kitle öncelikle Türkler daha sonra Hollandalılar.
Türkler Hollanda’da kendi kimlikleri ile var olma mücadelesi sürdürmektedirler.
Asimilasyona kesinlikle karsıdırlar.
Türk sivil kuruluslarının etkinliklerinin yüze 38,9’una Türkler, Hollandalılar ve ülkedeki
diger etnik guruplar katılırken, %31,5’nin etkinliklerine Türkler ve Hollandalılar
katılmaktadırlar. Türklerden baska katılımcılara açık olan etkinlik oranların toplamı %70,4
olarak karsımıza çıkmaktadır.
Avrupa Türklerinin, Hollanda toplumu ile bütünlesmesini onaylayan kuruluslar %94,4
olarak ortaya çıkarken Türklerin Hollanda toplumu ile bütünlesmesine karsı çıkanlar
%5.6dır.
Türkiye –AB iliskilerini Avrupa Türkleri olarak nasıl degerlendiriyorsunuz?
Arastırmaya katılan Hollanda Türk Kuruluslarının % 88,9 Türkiye’nin AB üyeligini
desteklemektedirler. Bunun Türkiye açısında yaralı olacagını düsünmektedirler.
Türkiye’nin AB girmesi Türkiye’ye zarar verir görüsünde olanlar % 3,7 dir. Karasız %7.4
olarak ortaya çıkmıstır.
Türkiye – AB iliskilerinde Avrupa Türkleri bir köprü müdür? Yoksa engel mi? Sorusuna
%72 Avrupa Türkü olumlu yaklasmıstır. Avrupa Türklerinden %22,2’si ne engel ne de
köprü olacagı görüsündedirler. %5.6 Avrupa Türkü ise Türkiye-AB sürecinde engel teskil
edecegi görüsünü paylasmaktadırlar.
Umarız insanımız bu süreçten en verimli sonucu elde eder. Bizimle
düsüncelerinizi paylastıgınız için çok tesekkür ederiz.
Bu konular daha çok konusulmalı. Bizler hem ülkemiz için hem de Avrupa Ülkelerinde
halen yasayan ve sayıları milyonlarla ifade ettigimiz Türk insanının kimligini korumada,
kültür degerlerini muhafaza etmede, sosyal aktivitelere katılmada üzerine düseni
yapacagına inanıyoruz. Bize bu fırsatı verdiginiz için Sahsınızda Konya Hâkimiyet
Gazetesine tesekkür ederim.

Er heeft nog niemand gereageerd

Laat een bericht achter