Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Hollanda kimliǧi tartışması ve hesaba katılmayanlar

Bir önceki yorumda, “Hollandalıları Hollandalı yapan deǧerler nelerdir?” başlıǧı ile, Sosyal Kültürel Plan Bürosu (SCP)’nun yaptıǧı araştırma sonçlarına yer vermiştik. Ve Hollandalıları Hollandalı yapan deǧerler arasında Holllandaca, semboller ve gelenekler var demiştik. Tabiiki, SCP’nin araştırma sonuçları yayınlanınca, Hollanda kimliǧi üzerine tartışmalar da yeniden gündeme geldi. Bu tür araştırmaları, ne kadar amprik olursa olsun, toplumun içinde bulunduǧu bölünmüşlüǧü su yüzüne çıkaramayacaǧı öne sürülüyor.
Sosyal Kültürel Plan Bürosu (SCP)’nun araştırma sonuçlarının hemen akabinde gazeteci Froukje Santing ve akademisyen Floris Vermeulen de Groene Amsterdammer dergisinde yayınladıkları bir makaleyle, Hollanda kimlik tartışmalarının zorlaştıǧını iddia ettiler. Öne sürdükleri gerekçeler arasında, SCP’nin alan araştırmalarına göçmen kökenlilerin alınmamasıydı. Örneǧin bu insanların, Hollandalıların İslam’a karşı olmaları ile ilgili düşünceleri nedir? Sorusunu soruyorlar.
Gazeteci Froukje Santing ve akademisyen Floris Vermeulen’in araştırma ile illgili bir başka yaklaşımları da şu şekilde: “Amprik bir araştırmada, vatandaşlık perspektifi ile sadece çoǧunluǧun Hollandalı nedir sorusuna verdiǧi cevap yetmez. Araştırmaya dahil olmayan veya edilmeyenlerin de ne söylediǧi önemlidir. Bir şekilde, çoǧunluǧun söyledikleriyle hem fikir olmayanların, diǧer kimlliklerin Hollanda’nın geleceǧi ile ilgili konuşma alanları daraltılır.”
18 bölümlük CSB’nin araştırmasında sadce bir bölümde göçmen gençlere söz verildiǧine dikkat çeken araştırmacılar, “Hollanda gibi çoǧulcu toplumlarda milli kimliǧin ne olduǧu veya olması gerektiǧi husunda saǧlıklı bir mücadele vardır” diyorlar. Bunun için milli kimliǧin, tanım gereǧi siyasi bir konu olduǧunu söyleyen araştımacılar “rapor sonuçlarının ise kimliǧin siyasi bir konu gibi sunulması bir tarafa, milli kimliǧi apolitik bir konuma getirerek, toplumda kutuplaşmayı beraberinde getiren ‘Zwarte Piet ve İslam’ gibi konulardaki tartışmaları göz ardı ederek, Hollanda kimliǧinin ne olduǧunun amprik belirlenmesini öneriyor” görüşündeler.
Rapor sonuçlarının bilerek veya farkında olmadan, Hollanda’daki farklılıkları es geçtiǧini, azınlık meselelerine yer verilmediǧini savunan araştırmacılar, azınlıkların kiç kimsenin tahmin edemeceǧi oranda milli kimlik mekanizmasından dışlandıklarına dikkat çekiyorlar. Bu insanlar için milli kimlik tartışması sürekli bir siyasi sonuçları olan bir tartışmadır. Bize aitler mi? Deǧiller mi sorusu sürekli gündemdedir. Cevap, çoǧu zaman ve raporda da olduǧu gibi olumsuzdur. Ayrıca, İslam Hollanda kimliǧini en çok tehdit eden bir unsur olarak görülmektedir. Raporda yer alan deneklerin her on kişiden biri, göçmen kökenlilerin ve Müslümanların Hollanda’dan gitmesini belirtiyor.
Araştırmacılara göre, burada söylenen veya söylenmek istenen şey şudur: “Hollanda’da göçmenlere ve İslam’a karşı büyük bir isteksizlik, hazımsızlık vardır”. Yani uyandırılan algı, ‘İslam Hollanda kimliǧine ait deǧildir, çünkü çoǧunluk böyle düşünüyor’ algısıdır. Raporda karşıt görüşe yer verilme çabası gösterilmemiştir.
Evet, gazeteci Froukje Santing ve akademisyen Floris Vermeulen, daha önceki yaptıkları araştırmalara atıfta bulunarak, Hollanda’daki siyasi ve toplumsal tartışmalarda Hollandalı Türklere ve Faslılara hak ettikleri ilginin gösterilmediǧini ifade ediyorlar. Oysa her iki grup üyelerinde, kendi kimliklerini kendilerinin tanımlaması yönünde ciddi bir hareketlilik ve uǧraş olduǧunu söyleyen araştırmacılar, ne yazıkki, SCP’nin Hollandalıları Hollandalı yapan deǧerler raporunda da aynı hatanın tekrarlandıǧına vurgu yapıyorlar. Demekki bizler, yarım yüzyılı aşkın bir süredir burda yaşamamıza raǧmen halâ hesaba katılmıyoruz. Bu bizi, asla karamsarlıǧa sürüklememeli elbette.
Veyis Güngör
4 Temmuz 2019

Reageren is niet mogelijk