Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Düşünen ve sorumluluk üstlenmek isteyen gençler…

İnsanoğlunun çocukluk ve olgunluk devreleri arasıdaki süreci oluşturan gençlik bir çok konudan ilginçtir. Gençlik insanın kişiliğinin, benliğinin oluşması ve şekillenmesinde de önemli bir dönemi oluşturur. Bilinen vetekrar edilen ise genç kuşakların bir toplumun geleceğini oluşturmasıdır. Toplumlar geleceklerinin daha emin ellerde olması için gençliğe yatırım yapılmasını isterler. Diğer taraftan gelişim psikolojisi açısından zorlu bir dönem olan gençlik dönemi, bilindiği gibi bir çok kurumun üzerinde durduğu bir dönemdir. Gençliğin muhatap olduğu kurumların başında yani gençliği etkileyen çevrelerin başında ilk olarak aile, okul, gençlik grupları ve sosyal çevredir. Çünkü gençlerin sosyalleşmelerinde bu kurumlar önemli rol oynarlar. Aile ve sosyal çevre fonksiyonel bir rol oynarken okul ise kurumsal tarafıyla öne çıkar.

Gençler, farkında veya farkında olmadan kendilerinden önceki kuşaklardan etkilenirler. Anne, baba, amca, dayı, mahalledeki rol model, sosyal medya gençlerin imrendikleri kişileri ortaya çıkarır. Gençler bunlardan olumlu veya olumusuz etkilenirler. Hatta zaman gelir, onları beğenmeme gibi bir davranış da segilenebilir. Uzmanlar ya da pedagoglar bu sürece kuşaklar arası farklılaşma veya çatışma derler. Zira kuşakların yetiştiği zaman birimi, sosyal çevre farklıdır. Bunun içindir ki bazen bu farklılaşma çatışmaya da sebep olabilir. Bu genel değerlendirmeden sonra Hollanda’daki kuşaklararası ilişkiler üzerinde bir şeyler söylemeye gayret edebiliriz.

Öncelikle gençlerle ilgili genel değerlendirmelerden kaçınmalıyız. Zaten sosyal bilimciler bunun farkındadırlar. Genel olarak bakmamız gerekirse, Hollanda’daki ya da Avrupa’daki Türk gençleri kimilerine göre kaybolmuşlar, öz değerlerimize yabancılaşmışlardır. Diğer taraftan da kimilerine göre gençler birinci nesilden daha iyi bir yerdedirler. Okumuşlar, iş ve meslek sahibi olmuşlardır. Kaybolan, milli ve manevi değerlerine yozlaşan bir grup gençlik var elbette. Asla inkar edilemez. Bunun tam tersi, kendiliğinden içinde yaşadığı topluma biraz da tepkisel bir tavır alarak bir kimlik geliştiren bir grup gençlik de var. Bunların dışında farklı kategorilere ayıracağımız gençlik grupları da mevcuttur elbette. Ne birinci grup ne ikinci ne de bunların dışındakiler Hollanda'daki Türk gençlerini genel bir katogoride tanımlamızı zorlaştırır. Gençleri kısmen tarif etmiş oluruz. Tabiiki bizim burada tanımlamaya çalıştığımız gençlik grupları bize göredir. Bir de gençlerin kendilerini nasıl tanımladıklarına bakmak gerekecektir. Genel anlamda, farklı, çeşitli kimlikleri taşıyan ve geliştiren bir gençlik vardır  diyebiliriz.

Gençlik gruplarının içinde dikkatimi çeken, bir veya bir kaç kimliği kendinde var eden bir grup gençlik var ki, bunların sorumluluk anlayışları insanı ister istemez imrendiriyor. Tanımlamaya çalıştığım gençlik aynı zaman da bir ideali olan gençliktir. Belki sayıları az, belki toplumda görünür değiller ama onlar var ve sayıları her geçen gün de artıyor. Bu gruba giren gençler hem mesleklerinde başarılılar hem de toplum için sorumluluk üstlenmeyi deniyorlar. Yani zor olanı seçiyorlar. Elbette gençliğin vermiş olduğu psikoloji ile bunlar da dünyayı kendilerinin kurtaracağını düşünebilirler. Bazı düşünce ve projeleri uygulanamayabilir. Ancak bu grubun yaratıcı ve sentezci bir yönü beni hep ümitvar ediyor. Kanaatimce insanlığın sorunları da bu tür gençlerin omuzlarında olacaktır. Bu gençler sadece bir okuldan mezun olup dolgun maaş alıp boş zamanlarını televizyon seyredip dinlenmeyi seçmiyorlar. Başta kendi toplumu olmak üzere insanlık için sorumluluk almak istiyorlar.

Bu gruptaki gençlerin en önemli özellikleri arasında, kendilerinin Hollanda’da bu günlere gelmesinde emeği geçenleri takdir ederek, onları saygıyla anmalarıdır. Kendilerinden önceki kuşağı eleştirirken, o günlerdeki şartları en azından ifade etmeleri ve o şartlarda ortaya çıkan başarıları teşekkürle anmalarıdır. Toplumun ve insanımızın bulunduğu konumdan daha iyi yerlerde olmalarını arzu etmeleri ve bu yönde kafa yormalarıdır. Düşünmeleridir.

Çok somut bir örnek vermem gerekirse. Amsterdam’da doğmuş, büyümüş, Üniversiteyi bitirmiş, önemli bir kurumda iyi bir maaşla çalışan bir genç arkadaş üzerinde düşündüğü bir projeyi bana yazmış. Amerika, Uzak Doğu gezilerinde oradaki İslam Kültür Merkezlerinden çok etkilenmiş. Hatta o merkezlerin içinden anında bana fotoğraflar da göndermişti. Bu görkemli, çok amaçlı merkezlerden hareketle, bugün şehir merkezinde sadece namaz vakitlerinde kullanılan bir camii’nin restore edilerek tıpkı Amerika’dakiler gibi hem Hollandalıların hem de Hollanda’ya gelen dünya turistlerine İslamı tanıtma ve çok amaçlı bir merkez haline getirilmesini hayal ediyor.

Evet, bu sadece bir örnek. Bunun gibi örnekler var gençlerin kafalarında. Bana göre Hollanda’da geleceğimiz bu ve benzeri gençlere emanet edilecektir. Sayılarının çoğalması dileğimle.

Bu vesileyle, saygıdeğer okurlarımın ve milletimizin Mübarek Ramazan bayramını tebrik eder, insanlık için hayırlara vesile olmasını dilerim.

Veyis Güngör
Haziran 2017 – HABER

 

Er heeft nog niemand gereageerd

Laat een bericht achter