Veyis Gungor is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Demokrasi, baskı grupları ve ırkçılık

Avrupa’da her geçen gün dozunu arttırarak belirgin hale gelen ırkçılık, demokrasinin önemli bir sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Seçimlerde popülist, aşırı sağ ve ırkçı grupların güçlenerek çıkması, sorunun ölçülebilir tarafını işaret ediyor. Irkçılık sorununun sadece popülist gruplarla sınırlı olmaması, zaman zaman karar vericilerin de benzer söylemleri, olayı daha da vahim hale getiriyor. Bu çerçevede, Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok’un geçtiğimiz haftalarda kapalı bir toplantıda yaptığı açıklamalar kabul edilir cinsten değildi.
Demokrasilerde baskı grupları, siyasi partiler gibi, siyasal bir güç kabul edilirler. Her ne kadar, baskı gruplarının iktidarı ele geçirmek gibi bir amaçları olmasa da, karar vericileri etkileyebilmekteler. Ortak menfaatler etrafında birleşen baskı grupları, karar vericilere gerekirse çeki düzen vermeyi amaçlarlar. Bu bağlamda, Hollanda Dışişleri Bakanı Blok’ın açıklamaları doğrultusunda bir araya gelen bir grup, ‘açık mektup’ şeklinde bir manifesto yayınladılar.
Duyurunun başlığı, ‘Karar vericiler, ırkçılık ve zenofobi (yabancı korkusu/düşmanlığı) ile oynamayı bırakın’ ifadesini taşıyor.
Hollanda’da isim yapmış gazeteci Meredith Greer, sanatçı Tinkebell, siyasetçi Sylvana Simons, tarihçi Geert Mak ve 60 kişinin başlattığı manifesto ile, Bakan Blok’ın ve diğer siyasetçilerin açıklamalarının, toplumda ırkçılığı beslediğini dile getirdiler. Siyasetçileri sorumluluk almaya davet eden manifesto, Başkaban Rutte’nin “ya normal davran ya terket” lafını, VVD’li eski Savunma Bakanı Klaas Dijkhoff’un da, “sosyal yardım ödeneğini ve Hollanda vatandaşlığını hak edeceksin” ifadesini hatırlatıyor.
CDA lideri Sybrand Buma’nın da, “Göç ve küreselleşme, medeniyetler çatışmasını Hollanda’ya getirdi” ifadesini hatırlatan manifesto, son yıllarda halkı temsil edenlerin, iktidar partilerinin ve yöneticilerin bu tür açıklamalarının endişe verici olduğunu ortaya koyuyor. Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı'nın çok kültürlü toplum ile ilgili açıklamasının da, (virgül, olur da olmaz da) bardağı taşıran son damla olduğu ileri sürüldü.
Manifestoda, onbeş, yirmi yıl önce söylenmesi akla bile gelmeyecek ırkçı açıklamaların normalleştiği söyleniyor. Bir Dışişleri Bakanının,
‘Her göçmen sosyal barış için tehlikelidir’ ifadesini kullanarak, ‘farklı kültürleri barındıran bir toplumun barış içinde olmaz’ düşüncesini paylaştığı belirtiliyor. Siyasilerin bu ve benzeri açıklamaları ile, zenofobi, ırkçılık ve insanlık dışı fikirleri akıllara getirdiklerine dikkat çekilmektedir.
Manifesto, siyasileri sorumluluk almaya davet ederken, bir an önce zenofobi, ırkçı, biz ve siz ayrımının beslendiği kutuplaşmanın körüklendiği açıklamalardan vazgeçilmesi ile sona eriyor.
Diğer taraftan, “Blok artık bizim Bakanımız olamaz’ başlığı ile, Amsterdam’daki siyasi partiler de bir açıklama yaptılar.
Amsterdam BIJ1 partisi adına Sylvana Simons, Yeşil Sol Partisi adına Femke Roosma, DENK partisi adına Mourad Taimounti ve işçi Partisi PvdA adına Sofyan Mbarki tarafından yapılan açıklamada, Amsterdam’ın çok kültürlü bir şehir olduğuna dikkat çekildi.
Amsterdam’da 800.000 kişinin yaşadığı, 181 farklı kültüre sahip oldukları, bunların bir çoğunun Amsterdam’da doğup büyüdüğü, eğitim gördüğü ve çalıştığı söyleniyor.
Bu insanların her gün bir çok ortamda birlikte oldukları, 197 kilise, 42 cami, 16 Budist merkezi, 18 sinagog 6 Hindu ibadet yeri olduğu ve elbette her şeyin toz pempe olmadığı, ancak bu çoğulculuğun inkar edilemeyeceği vurgulanmaktadır.
Irkçılığı ve zenofobi’yi normaleştiren Bakan Blok’un, bu düşüncelerle artık bizim bakanımız olamayacağı dile getirilmektedir.
Evet, yukarıdaki örneklerde de görüleceği üzere, bir taraftan bağımsız kişilerin oluşturduğu baskı grubunun manifestosu, diğer tarafta yerel yönetimlerin açıklamaları, demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Tabii ki, baskı gruplarının yönetime, karar vericilere nasıl etki edeceğini ilerleyen zaman içinde göreceğiz. Sonuç verir mi bilemiyoruz ama, en azından toplumda karar vericilere karşı manifesto ve çağrı yapan grupların olması ve harekete geçmesi gönlümüzü rahatlatıyor.
Veyis Güngör
2 Ağustos 2018

Reageren is niet mogelijk