Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Tek kelimeyle tercihimiz kim olsun onu söyle!?

Geçen hafta, “Hollanda seçimlerinde oyumuzun yönünü neler belirleyecek?” başlıklı yorumumu okuyan bazı değerli dostlarım, görüşlerini kısaca ilettiler. Amsterdam’dan bir okurum, “Tek kelimeyle tercihimiz kim olsun onu söyle!” derken, Rotterdam’dan bir başka dostum da, “Tamam da, kime oy vermeli yazmamışsın.” diyor. Yine, Den Haag’dan bir okurum, “Kime vereceğiz OYUMUZU, Başkanım. İşaretini ver” derken, Leiden’den bir genç takipçim, “Bu yazını herkez okumalı!! Ayırımcılığı yapan derin devlet!!” iddiasında bulunuyor. Bunların yanısıra, Zaandam’dan bir dost ise “Hayırlısı Reis” derken, Tilburg’dan bir başka dost, “Sayın üstadım. Yüreğinize kaleminize sağlık. Bizleri bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim” değerlendirmesini yapmış.

Gelen reaksiyonlardan neler anlamalıyız?
Öncelikle, Türklerin sorularından ,Hollanda seçimlerine duydukları ilginin yüksek olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyle Türkler, 17 Mart seçimlerinde oylarını kullanacaklar. Ancak, hangi parti veya milletvekiline oy kullanacakları hususunda henüz karar vermemişler. Korkmasınlar, bu konuda yalnız değiller. Milyonlarca Hollandalı seçmen de hangi partiye oy vereceği konusunda hâlâ kararsızlar. Yapılan televizyon tartışmalarının önemli bir bölümü, bu kararsız, ama seçimlerin gidişatını ve Hollanda’nın da geleceğini belirleyeceği kitleye yönelik.

Ayrıca, reaksiyonlardan, siyasi partiler ve temsilcilerinin, seçmenin bazı kesimlerine hâlâ ulaşamadıkları, dolayısiyle ikna edemedikleri de anlaşılıyor. Son yorumumda da bahsettim, Hollanda Türklerinin siyasi katılım süreci, sadece partilerin programlarını açıklamaları ya da seçim zamanı kuruluşlarımızın, ‘hadi oyumuzu kullanalım’ bildirileriyle sınırlı değildir. Siyasi bilinç, sürekli beslenmesi gereken, dinamik ve bir o kadar da farklı faktörlerin rol oynadığı bir süreçtir. Sürdürülebilir, uzun soluklu bir mücadele gerektirir siyasi katılım. Sürecin sivil toplum/gönüllü kuruluşlar yönü olduğu gibi, medya yönü de vardır.

Biliyorum, hâlâ hangi partiye oy vereceğimizi, tercihimizin kim olacağını, tek kelimeyle söylemedim. Ancak, seçimlerde vereceğimiz oyun yönünü belirleyecek kısa bilgileri sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle, seçime katılan siyasi partilerdeki Türk kökenli adaylar üzerinde duralım. Partilerin milletvekili listelerini incelediğimizde karşımıza farklı siyasi partilerden aday gösterilen 36 Türk kökenli isim çıkmakta. Türk kökenli isimlerin partilere göre dağılımı ise şöyle: DENK 8, NIDA 7, D66 5, PvdA 3, Groen Links 3, Sosyalist Partisi 3, Partij van de Eenheid 2, VOLT Partisi 1, Code Oranje Partisi 1, BIJ1 Partisi 1, VVD 1, CDA 1.

Bu listeden de anlaşılacağı üzere, 17 Mart seçimleri için, hem geleneksel ana akım partiler hem de yeni kurulan ve seçimlere katılan partiler, Hollanda Türklerinin oylarına talipler. Çünkü, koalisyonlarla yönetilen Hollanda’da, dört, beş milletvekili çıkartacak Türk oylarının stratejik önemi bulunmaktadır. Bunun içinin Türk kökenli milletvekili adaylarını listelerine koyarak, Türklerin tercihli oy kullanmalarını öngörüyorlar partiler.

Elbette, farklı siyasi partilerde Türk kökenli adayların olması, her ne kadar sevindirici olsa da, bu durum aynı zamanda oyların bölünmesini beraberinde getiriyor. Böylece, Hollanda Temsilciler meclisine girmesi beklenen Türk kökenli milletvekili sayısı da azalıyor.

Her şeye rağmen, benim tercihim, vatandaşlarımızın öncelikle stratejik oy kullanmaları yönündedir. Bunun için kriterlerimizden olmasa olmazları arasında, siyasi partilerin Hollanda anayasasının birinci maddesinde yer alan, her türlü ayırımcılığın yasaklanmasına karşı yaklaşımlarıdır. Yaklaşımları, partilerin sadece sözde değil, icraatta da ırkçı, yabancı, etnik, dini, göçmen, mülteci karşıtı olmamalarıdır. Bu kriter, kendimizi dünya görüşü ve ideolojimize yakın gördüğümüz ve oy vereceğimiz partiler için de geçerli olmalıdır.

Bizim için, önemli olan bir başka kriter de, elbette oy vereceğimiz partinin, genel anlamda Avrupa temel değerlerini savunması ve hassaten çok kültürlülük gerçeğini inkâr etmemesidir. Bunun yanı sıra, oyumuzu alacak partinin, mensubu olmaktan asla utanmadığımız Türk toplumu ve Türkiye’ye dostane bakabilmesi öngörülmelidir. Partiler’in, bu tavırlarını, listelerine koydukları Türk kökenli isimlerle de göstermeleri gerekmektedir. Partiler, toplum için, şu ana kadar kılını kıpırdatmamış isimleri ve Türkiye karşıtlığını marifet sayanları, listelerine koymayarak bu tavırlarını ortaya koymalılar.   

Değerli okuyucularımıza, 17 mart seçimlerinde, tek kelimeyle ’şu partiye veya adaya oy verin’ demedik. Ancak, ortaya koymaya çalıştığımız iki genel kriter ile, bizim, hangi partiye veya kimlere tercihli oy vereceğimiz hakkında bir fikir vermeye yettiğini düşünüyorum.

Veyis Güngör
7 Mart 2021

Reageren is niet mogelijk