Savaş, Avrupa ülkelerindeki hareketlilik ve iklim krizi

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle insanlık yeni bir sürece girdi. İşgal, Ukrayna topraklarına saldırı, insanların ölümü ve yurtlarını terk etmeleriyle sınırlı kalmadı. Beraberinde ekonomik savaşı da getirdi. Bunun ilk etkisi, savaşı takip eden aylar içinde önce Avrupa ülkelerinde görüldü. Rusya’nın gaz akışını büyük ölçüde durdurmasıyla, şirketler ve iş dünyası, yüksek doğal gaz fiyatlarıyla karşı karşıya kaldılar. Bu süreç doğal olarak, piyasaya yansıdı. Bütün vatandaşlar, özellikle az gelirliler, fiyat artışı ve pahalılıktan en fazla etkilenen kesim oldu. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle ortaya çıkan olumsuzluklara yenileri eklenirken, var olan küresel sorunları da arttırdı. Bu makalede, işgal ve sonrası ortaya çıkan sorunlardan bazıları, Avrupa ülkeleri arasında yapılan çalışmalar, zirveler ve uzun zamandır insanlığı tehdit eden iklim değişikliği üzerinde durulacaktır.

Doğal gaz ve enerji fiyatları
24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve saldırısı sonrasında Avrupa’yı etkileyen en büyük sosyal sorun arasında hızla yükselen doğal gaz fiyatları yer aldı. Bu sorun, adeta 1973 yılında yaşanan petrol krizini hatırlattı Avrupa’ya. Zira, Avrupa, Ukrayna’yı işgal eden ve doğal gazı stratejik bir araç olarak kullanan Rusya’dan ithal ediyordu. Buna göre, AB doğal gaz ithalatının yüzde 40’a yakınını Rusya’dan temin etmekteydi. Ancak, Avrupa, Ukrayna’yı işgal eden Rusya’ya karşı sert yaptırımlar açıkladı. Yaptırımlar, Avrupa Birliği ülkelerini enerji krizi ve gıda kriziyle karşı karşıya getirdi. AB, gelişmeler karşısında, alternatif enerji kaynaklarına yöneldi. Ülkeler tedbirler aldı. Vatandaşlara, özellikle düşük gelirlilere yardım başta olmak üzere, elektrik ve doğal gazdan alınan vergilerin iptali, kamu binalarında enerji tasarrufu gibi önlemler ülkelerin tedbirleri arasında yer almakta. Alternatif enerji temininde, her ne kadar zor olsa da, Amerika’dan sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatı da gündemde.
Tedbirler arasında, aralık ayı doğal gaz faturalarını Alman devletinin ödeyecek olması da yer alıyor.

Bu çerçevede, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in açıklaması şöyle: “Rus kömüründen tamamen kurtulmayı başardık. Bunun yanı sıra yıl sonuna kadar Rusya’dan alınan petrolün payını da yüzde 10’a düşüreceğiz. Savaşın başlangıcında ithal edilen gazın içinde Rusya’nın payı yüzde 40’tı. Aradan geçen 7 ayda bunu yüzde 7,5’e indirdik.” Von der Leyen’e göre, Rusya’nın şantajlarından kurtulmanın en iyi yolunun yenilenebilir enerji ve temiz dönüşümü hızlandırmaktır. Artan enerji fiyatlarının düşürülmesi tekliflerinin 20-21 Ekim’de yapılacak AB Liderler Zirvesinde görüşüleceğini ifade ediyor AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen. (*) Doğal gaz ve enerji fiyatlarındaki artış, insanların günlük hayatının her alanında hissedilmeye devam ediyor.

Avrupa Siyasi Topluluğu
Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı sorunları çözmek için zirve üstüne zirve toplantıları yapılıyor. Bunlardan bir tanesi de ekim ayının ilk haftası, Çekya’nın başkenti Prag’da yapılan ‘Avrupa Siyasi Topluluğu’ zirvesi oldu. Bazı Avrupa gazeteleri Prag’da yapılan zirve haberlerini, “Avrupa, Putin ve yüksek enerji fiyatlarına karşı birleşti” başlığı ile duyurdu. Ancak, Zirve’ye katılanlar 27 AB üyesi ülkeyle sınırlı değildi. Zirve’de, Batı medyası tarafından Putin’in eski arkadaşları olarak nitelenen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev en dikkat çeken liderler arasındaydı. Bu dikkat, zirve akşamı, Avrupa ülkeleri televizyonlarının akşam haberlerine de yansıdı.

Bilindiği üzere, ‘Avrupa Siyasal Topluluğu’, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bir rüyası olup, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un da açık bir şekilde destek verdiği bir projedir.
Buna göre, “‘Avrupa Siyasi Topluluğu Projesi’ (AST), öncelikle, topluluğun demokratik ülkelerin herkesi ilgilendiren siyasi konularda işbirliği için yeni bir alan bulmasına izin verecek. AST, siyasi diyalog ve işbirliği platformu projesi olup, Avrupa kıtasını ilgilendiren güvenlik, enerji, iklim ve ekonomi gibi konuların düzenli olarak tartışılacağı bir platform olacak”. (**)

Prag’da yapılan ve 44 ülke liderinin katıldığı, ‘Avrupa Siyasi Topluluğu’ (AST) ilk zirvesinde hangi sonuçların elde edildiği elbette tartışılabilir. Ancak, Avrupa’nın içinde bulunduğu bugünkü şartlarda, bu kadar devlet başkanının bir araya getirilmesi, Putin’e verilen önemli bir mesaj olarak kabul edilebilir. Başta, AB’den ayrılan İngiltere olmak üzere, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan’ın, Zirve’ye katılması, projenin fikir babası Macron’un hanesine önemli bir başarı olarak yazıldı. Zirve’de, Putin’i çok kızdıracak görüntülerin ise, Erdoğan, Macron, Orban, Aliyev ve Paşinyan’nın bir aradaki fotoğrafı olduğuna dikkat çekildi.

Rusya, savaşı finans etmeye devam edebilir
Ukrayna savaşının sadece Ukrayna ile sınırlı olmadığını ve farklı alanlarda da savaşın devam ettiğine dikkat çekmiştik. Bu alanlardan birisi hiç şüphesiz enerji-ekonomi alanında yapılan savaştır. Rusya’nın, büyük ölçüde gaz akışını kesmesiyle, tüketici ve şirketlerin inanılmaz yüksek enerji fiyat ve faturalarıyla muhatap oldukları bilinen bir gerçek. Hükümetler, her türlü önlemi alsalar da, yapabileceklerinin sınırlı olduğu da ayrı bir gerçek. Rusya, gaz ve petrolü, Ukrayna ile yapılan jeopolitik siyaset savaşında önemli bir silah olarak kullanıyor. Her ne kadar, Avrupa Birliği (AB), almış olduğu tedbirlerle doğal gaz ithalatında Rusya’nın payını yüzde 40’tan yüzde 7’e düşürmüş olsa da, Suudi Arabistan ve Rusya’nın, 1 kasım tarihinden itibaren, günlük petrol üretimini 2 milyon varil azaltmaları, Rusya’nın çıkarına olacaktır. Buna ek olarak, büyük petrol kullanıcıları olarak Çin ve Hindistan, çok büyük ölçekte Rus akaryakıtını, oldukça cazip bir fiyata satın alıp, ekonomilerini çevirmeye ve korumaya devam ediyorlar. Uzmanlara göre, bu gelişmeler dünya ölçeğinde güç dengelerinin Asya’ya doğru kaydığını gösteriyor. Avrupa ve Amerika’nın ağır ve tüm tedbirlerine rağmen, Rusya’ya akaryakıttan para kazanarak, savaşı finans etme yolları ve imkanı kalıyor.

Putin’in dostları
Uluslararası ilişkiler uzmanı Rob de Wijk’e göre, Rusya, Amerika tarafından düşünülen ve yürütülen yeni dünya düzeninin ortadan kalkması için elinden geleni yapmak istiyor. Rusya bu mücadelesinde yalnız değil, Putin’in dostları var. Dostlar grubunda, Beyaz-Rusya, Çin, Küba, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Eritre, İran, Suriye ve Venezüella var. Ayrıca, Rusya’nın propagandasına inananlar da az değil. Örneğin, Orta Doğu’da, facebook üzerinden yayın yapan Rus RT seyircisi, aynı bölgede İspanyolca yayın yapan CNN’den daha fazla. Venezüella ve Arjantin gibi ülkelerde hiç durmayan bir Rus propagandası mevcut. Bir çok Afrika, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya ülkeleri gıda, enerji ve silah ihtiyacı bakımından Rusya’ya bağlı. Bütün bunları göz önüne alınca, Rusya’nın propagandası, sanıldığından daha geniş kitleleri etkilemeye devam ediyor. Öyle ki, Putin’in değil, Biden’in Ukrayna’ya saldırdığı ve bunun için gizli biyolojik laboratuvarları kullandığı, Rusya’nın değil Amerika’nın nükleer silah kullanacağına inananlar sayısı tahmin edildiğinden daha fazla. (***) Yani, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve devamındaki savaş aynı zamanda bir enformatik savaş ve yarış olarak mütalaa edilebilir.

Büyük felaket iklim değişikliği ve kurbanlar
Son zamanlarda kitapları tüm dünyada çok satan kitaplar arasında yer alan İsrailli Yuhal Noah Harari İstanbul’da yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: “Binlerce yıldır kendi dışımızdaki dünyayı yönetiyorduk, ormanlar, nehirler, hayvanlar vs… Bunları manipüle ediyorduk…”. Günümüzde ve gelecekte ise, tabiat yani iklim değişikliğinin sebep olduğu, felaketler insanları yönetecek adeta. Zira, iklim değişikliğine neden olan sebepler ortadan kaldırılmazsa, bu değişim Harariye göre, “hem refahı etkileyecek hem de birçok hayvan ve bitki türünü ortadan kaldıracak”. İklim değişikliğinin sonuçlarına birkaç örnek şöyle: sadece Batı-Afrika’nın Sahel bölgesinde yaklaşık 419 milyon insan iklim değişikliğinin sebep olduğu, kuraklık, şiddetli yağmur, sel felaketleriyle karşı karşıyalar. Geçmişte Fransa sömürgesi olan Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelerde, çiftçiler hasat toplayamıyorlar. (****)

Dünyanın bir çok bölgesinde, özellikle sömürü dönemi sonrasında ortaya çıkan iklim değişikliğine sebep olan Batılı ülkeler, bu bölgelerde yaşananlara yeteri kadar ilgi göstermiyorlar. Örneğin, 2015 yılında yapılan İklim Zirvesinde zengin ülkeler 2020 yılından itibaren, göç ve iklim değişikliği için yıl bazında 100 milyar dolar ayıracaklardı. Kalkınma İşbirliği Ajansı Oxfam Novib raporuna göre, ayrılan bu bütçenin önemli bölümü, borç ve özel yatırımcılara verilmekte. Kaldı ki, borç alan ülkeler, faiziyle birlikte aldıkları miktarı asla ödeyemezler. Zaten, doğal afetlerden dolayı bir çok insan hayatını kaybediyor bu ülkelerde. Ayrılan bu bütçenin, yoksul ülkelere ulaşıp ulaşmadığı, iklim değişikliği için kullanılıp kullanılmadığı da ayrı bir konu.

Bütün bu gelişmelere rağmen, kasım ayında Mısır’da yapılacak İklim Konferansı hazırlıkları devam ediyor. Ekim ayının ilk haftası, Brüksel’de toplanan 27 AB ülkesi temsilcisi, geçen yıl iklim değişikliği için ayrılacak 100 milyar dolar sözünün yerine getirilemediği için özür dilerken, gelecek için yeni sözler verdiler. Brüksel’deki toplantının yapıldığı günlerde, Belçika’nın eski sömürgesi Kongo’nun başkenti Kinshasa’da, kasım ayında yapılacak İklim Konferansına hazırlık çerçevesinde, 60’dan fazla ülke temsilcisi toplandı. Toplantıda, Kongo Çevre Bakanı Eve Bazaiba, söz veren ülkelerin sözlerini yerine getirmeleri gerektiğine dikkat çekerek: “İklim değişikliğine karşı, eğer dünya çapında bir eylem yapılmazsa, tedbir alınmazsa, oluşacak felaketten kimse kaçamaz, zira hepimiz aynı havayı teneffüs ediyoruz” dedi.

Sağduyu, savaşın ve sebep olduğu pahalılığın bir an önce sonlanmasını beklenirken, Putin, tehditleriyle bir taraftan eski Soğuk Savaş dönemi korkularını Avrupa’da uyandırmak istiyor, diğer taraftan da tüm Avrupa liderlerinin bir araya gelmesini sağlıyor. Bununla birlikte, yeni süreç, aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, tüm dünyanın Avrupa’ya benzeyeceği düşüncesini de ortadan kaldırıyor. Savaşla birlikte meydana gelen gelişmeler devam ederken, uzun zamandır var olan ve tüm insanlığı etkileyen, hatta tehdit eden iklim değişikliği, adeta tabiatın insanoğluna ‘dur’ ve ‘düşün’ mesajını vermeye daha hızlı devam ediyor. Ancak, tabiata hakim olduğuna inanan ve sonsuz bir doyumsuzluk örneği sergileyen modern insanın dünya dengesini bozması karşısında, tabiatın bu anlamlı mesajını okuyabileceğine dair şüphelerimiz artmaktadır. Kongo Çevre Bakanının çağrısı dikkate alınmazsa, olacak felaketten kimse kurtulamaz. Tabiata ve insana hakim olmaya çalışanların, sınırlılıklarının farkında olmalarını dilerken, insanlığı büyük felakete sürüklemekten vaz geçmelerini temenni ederiz.

Veyis Güngör
RERERANS Ekim-Kasım 2022

Kaynakça


(*) ‘Avrupa’da doğal gaz fiyatları son üç ayın en düşük seviyesine geriledi’, Euronews, 10/10/2022

(**) Güngör, V., ‘Macron’un Avrupa Siyasi Topluluğu Projesi’,HABER Gazetesi,Sayı 106, Eylül – Ekim 2022

(***) de Wijk, B.,‘Poetin heeft nog sterke vrienden’,Trouw Gazetesi, 30 eylül 2022

(****) Martin Casas, Norman & Remalia Sanogo, Azara‘Climate Finance in West Africa: Assessing the state of climate finance in one of the world’s regions worst hit by the climate crisis’, 27 eylül 2022

Scroll naar top