Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Hollanda’da hükümet bir türlü kurulamadı

Yaz tatilini geride bıraktık. Her ne kadar siyasetçilerin de yaz tatili hakkı olsa da, yaz tatilinde, hükümetin kurulması için bir formül bulunur beklentisindeydik. En azından biz, bu beklentiyle uzun bir tatile çıkmıştık. Ama, sükût-u hayale uğradık. Temsilciler Meclisi tarafından, 12 Mayıs’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Mariëtte Hamer, Eylül ayının başında, koalisyon ihtimalleri üzerine raporunu sundu. Hamer’in aylardır üzerinde titizlikle çalıştığı rapordan tavsiye olarak ‘azınlık hükümeti’ kurulması çıktı.

Hükümeti kurma, yani ortaya bir koalisyon çıkarabilmeyi Mariëtte Hamer da (PvdA), tıpkı öncekiler gibi, başaramadı. Hatırlanacağı üzere, Temsilciler Meclisi, hükümeti kurmak için, ilk önce, o günkü İçişleri Bakanı Kajsa Ollongren (D66) ve Senato üyesi Annemarie Jorritsma (VVD) görevlendirmişti. Ollongren’in, istemiyerek de olsa, yürürken koltuk altına sıkıştırdığı, liderlerle görüşme notlarının medya tarafından görüntülenmesiyle, Ollongren ve Jorritsma görevlerini bırakmak zorunda kalmışlardı. Bu gelişmenin ardından, 6 Nisan’da, Temsilciler Meclisi, hükümeti kurma görevini 79 yaşındaki Herman Tjeenk Willink’e (PvdA) verdi. Willink, Mayıs ayı ortalarında yayınladığı raporunda, bir koalisyon teklifi sunamıyor ve VVD lideri Rutte’nin güven kaybettiği belirtiliyordu.

Willink’ten sonra hükümeti kurmakla görevlendirilen Mariëtte Hamer, üç buçuk süren zorlu  çalışması sonrasında raporunu yayınladı. Maalesef bu raporda da, çoğunluğun katıldığı bir koalisyon yerine, azınlık hükümeti kurulması teklifi yer aldı. Şimdi, beşinci olarak, hükümeti kurma görevine, tecrübeli politikacı, iyi pazarlık yapan ve iyi bir dinleyici olan 70 yaşındaki Johan Remkes (VVD) getirildi.   

Hatırlanacağı üzere, yaz tatili öncesi, bu satırlarda Hollanda’da kurulacak hükümet ile ilgili iki farklı yazı kaleme almıştım. İlkinde, Ankara’dan Hollanda’daki siyasi gelişmeleri yakından takip eden iki gencin, kurulacak hükümetle ilgili soruları üzerinde durmuştum. Ve özetle şöyle demiştim: “VVD ve D66 partilerinin koalisyonda mutlaka yer alması gerekiyor. Rutte’nin partisi VVD ve Hoekstra’nın partisi CDA, dördüncü ortağın Hıristiyanlar Birliği’nin olmasını isterken, Sigrid Kaag’ın partisi D66 ise, dördüncü  ve beşinci ortak olarak Yeşil Sol (GL ) ve İşçi Partisini (PvdA) istiyor. Sorun şu ki, VVD ve CDA, Yeşil Sol ve İşçi Partisi yerine sağcı Hıristiyanlar Birliği’ni, D66 ise, solcu olan Yeşil Sol ve İşçi Partisi’ni istiyorlar.”

Birinci yazıdan, bir ay sonra, ikinci yazıda ise, Hollanda’da seçimlerin üzerinden tam 100 gün geçtiği halde, hükümetin hâlâ kurulamadığını belirtmiştim. Ve şu cümlelere yer vermiştim: “Hollanda siyaset geleneğinde, hükümetlerin kurulmasının uzun sürmesi gayet normal bir gelişmedir. Ancak, seçim tarihinden bugüne geçen yüz gün içinde, hükümeti kurma hazırlıklarını yapmak için görevlendirilenlerde üç kez değişiklik yapıldı. Buna rağmen, hükümetin kurulmasında, hâlâ somut bir sonucun ortaya çıkmaması, bu işin daha da uzayacağını göstermektedir.”

Öyle de oldu maalesef. Hükümeti kurma süreci uzadı da uzadı. Mart ayından bu yana, Temsilciler Meclisi, hükümeti kurmakla beşinci kişiyi görevlendirdi. Aradan geçen bunca zaman zarfında, hem düşünürler, hem halk sıkılmaya başladı. Koalisyon seçeneklerinin çıkmaza girmesiyle, demokrasinin adeta, hükümeti kurma sürecinde, mahsur bırakıldığına dikkat çeken, filozoflardan Daan Roovers, “Den Haag’daki bazı kişiler, mesken sorunu, iklim değişikliği gibi gerçek sorunlar yerine, kendi çıkarlarını düşünüyorlar. Bu ülkede demokrasi, iş dünyasının yönetime etkisinden dolayı geri gidiyor. Bazı girişimciler, Bakanlıklara destursuz giriyorlar. Fransız yazar, Michel Houellebecq’in dediği gibi, Hollanda devlet değil, bir holding.” diyor.  Bir başka filozof, Marli Huijer ise, koalisyon çıkmazını, tüm batı dünyasının bir sorunu olarak görüyor ve “bireye vurgu yapan liberaller, popülistlerle yarış yapmak durumundalar. Halktan korkan liberaller, mülteci sorunu veya iklim gibi iki önemli konu hakkında büyük karar vermeliler” diyor. 

Uzmanlar, hükümeti kurma görevinin tecrübeli politikacı Johan Remkes’e verilmesinin isabetli bir karar olduğuna dikkat çekiyorlar. Remkes’in, VVD içinde, bazı kararlara karşı çıkması, geçmişteki siyasi tutumu ve ahlakı, hükümeti kurma sürecinin daha şeffaf yürüyeceği anlamına geldiği belirtiliyor. Remkes’in gelmesi, seçmen ve medya için de, sürecin daha açık olacağı yönünde yorumlar yapılıyor. Umarız böyle olur. 2017 yılında olduğu gibi, bu sefer de, hükümetin kurulması için, 225 gün beklemek zorunda kalmayız.

Veyis Güngör
6 Eylül 2021

Reageren is niet mogelijk