Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Hangi Ontoloji? Yusuf Has Hacip mi? Machiavelli mi?

Amsterdam Türkevi konuşmalarının 17’nde Yusuf Has Hacip ve Machiavelli ontolojileri ele alındı. Hukukcu Kürşat Koşer’in konuk olduǧu programda Kut’lanma, ilahi özle buluşma varlık anlayışı ile iktidarı ele geçirme ve muktedir olma varlık anlayışı irdelendi. Bu çerçevede Yusuf Has Hacip’in ‘Kutadgu Bilig’ ve Machiavelli’nin ‘Prens’ eserlerinden örnekler verildi. Devamla, insanlık gündemini oluşturmaya hızla devam eden yapay zeka kültürüne Yusuf Has Hacip mi, Machiavelli mi hakim olacak sorusu soruldu.

Program başında, Türkevi Topluluǧu kısaca katılımcılara tanıtıldı. Türkevi’nin etkin olduǧu dört alan: Amsterdam Tartışmaları(siyasi katılım), Avrasya Sivil Toplum Forumu(Hollanda’daki Türk soydaş ve akraba topluluklar), Türkevi Yayınları ve Türkevi Araştırmalar Merkezi (göç, kimlik, adiyet çalışmaları) olarak ifade edildi.

Günün anlamına binaen, Batı’da ve Türklerde iktidar ideali tasviri niteliǧinde örnekler verildi. Batı geleneǧinde, iktidar olmak ve mutlak hakimiyet anlayışına Platon/Eflatun, Sokrates, Machiavelli, Thomas Hobbes, Hegel sayıldı. Türklerin geleneǧinde ise, Kınalızade Ali Efendi, Keykavus, Nizamülmülk, Yusuf Has Hacip isimleri belirtildi. İktidar ideallerinin toplumsal tecrübelerden hareketle ortaya konulduǧu söylendi.

Günün konuşmacısı Kürşat Koşer, öǧrencilik yıllarında Anayasa Hukuku derslerinde devlet kurulumu ve yönetimi çerçevesindeki kitap listesinde Platon’un ‘Devlet’ ve Floransalı Niccolò di Bernardo dei Machiavelli’nin ‘Prens’ kitabıyla tanıştıǧını belirterek sözlerine başladı. Koşer, derste kurulan şu cümlenin ‘Dünyada devlet yönetimi ile ilgili bütün kitaplar yok olsa dahi bu kitaplar insanlığın devlet denilen olguyu yeniden kurabilmesi için yeterlidir’ hiç aklından çıkmadıǧını söyledi.

‘Oysa bu cümlelerin içinde Yûsuf Has Hâcip tarafından yazılan ‘Kutadgu Bilig‘ adı ne yazık ki hiç geçmemiştir’ diyen Koşer, ‘sonradan T. C. Kültür Bakanlığı reyonlarında dolaşırken lise yıllarımdan sadece adını hatırladığım bu kitabı görerek aldım dedi. Koşer ‘Okuduktan sonra günümüz Türkçesine uyarlayan Fikri Silahdaroğlu‘na minnet ve şükran duyguları beslediǧini’söyledi.

Kürşat Koşer ‘Prens’ ve ‘Kutadgu Bilig’ hakkında şu bilgileri verdi:
‘Diplomat ve askeri danışman olan Machiavelli 1513 – 1515 yılları arasında (Prens) kitabını yazmıştır. İtalyan Birliği için kurucu Prens‘e, Rönesans ruhunu içinde barındırarak, batı düşünce sisteminde devlet kurulumu ve yönetimi hakkında tavsiyeler vermiştir. Öncelikle devlet birliğinin kurulmasını, devlet yönetiminin nasıl yapılacağı ve hangi amaçlara nasıl ulaşılacağının yollarını anlatmıştır. Kitap, yazıldığı zaman ve sonrasında sarsıcı bir etki yaratmış ve hemen her dönemde kitap üzerine tartışmalar eleştiriler yapılmıştır. Machiavelli’nin Prens’te tarif ettiği ahlaki normlar okuyucularda, yazar hakkında aslında hak etmediği kadar kötü düşünceler uyandırmıştır. Hatta Machiavelli kimi zaman tiranlığın destekçisi olarak da nitelendirilmiştir’.
‘Yûsuf Has Hâcip; XI. yüzyıl şairlerinden olup, ‘Kutadgu Bilig’ (Kutluluk bilgisi, Mutluluk Veren Bilgi, Devlet Olma Bilgisi) adlı eserini 1069’da tamamladıktan sonra Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Kara Han’a sunmuştur. Kitap, insana her iki dünyada saadete erişmesi için izlemesi gereken yolu göstermek amacıyla yazılmıştır. Ancak Kutadgu Bilig; yalnızca kişileri her iki dünyada mutluluğa kavuşturmayı amaçlayan bir ahlâk kitabı değildir. Aynı zamanda bir siyasetname ve ansiklopedik nitelik taşıyan, geniş kapsamlı bir düşünsel yapıt olarak da değerlendirilir’.

Her iki yazar eserlerinde yöneticilere yönetim sistemleri ve yönetilenlere de sözkonusu ontolojiyi mukayese imkanı sunmaktadır. Koşer, Kutadgu Bilig için, ‘siyasetle uğraşan veya ilgilenmek isteyen, insanı seven her yöneticinin muhakkak okuması ve ders alması gereken değerli ve unutulmuş bir eserdir’ diyor.

Programın son bölümünde insanlıǧın gündemine hızla girmekte olan ‘Yapay Zeka’ üzerine bazı sorular soran Koşer, asıl sorunun, ‘insanlığın önümüzdeki devresinde yer alacak olan ‘cyborg – insan’ ilişkisinde  bizlerin hangi ‘kültür-bilgi-veri’ altyapısı ile yer alacağımızdır’ dedi. Cyborgların software yazılımcılarının Machiavelli'mi yoksa Yusuf Has Hacip'inmi, yönetim ve insan ilişkisinde hangisini ön plana çıkacaǧını merak ettiǧini söyleyen Koşer ‘bizlerin, bir an önce beynimizden yitip gitmiş kültür kaynaklarımıza sahip çıkma kararını vermemiz gerekir’dedi.

Evet, can alıcı soru: insanlıǧı çok yakından ilgilendiren yapay zeka kültürüne Yusuf Has Hacip anlayışı mı yoksa Machiavelli anlayışı mı hakim olacak?

Veyis Güngör
17 Şubat 2020

Reageren is niet mogelijk