Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Frankfurt’ta bayramlaşma ve ülkücü hafıza sohbeti

Mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle Almanya’nın Frankfurt kentine bir bayram ziyareti yaptık. Ülkü Ocakları ve Avrupa Türk Federasyonu eski başkanlarından Ali Batman beyefendiyi ziyaret ettik. Ziyaretimiz hem bayram hem de kısa bir süre önce saǧlık durumundaki rahatsızlıǧı için ‘geçmiş olsun’ ziyaretiydi. Kısa birlikteliǧimizde, özellikle 12 Eylül öncesi ülkücü hafıza gündeme geldi.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yeniden zuhur eden ve Türk siyasi tarihinde önemli bir yere sahip olan ülkücü hafızaya geçmeden önce, bir kaç cümleyle Frankfurt’un zihnimdeki çaǧrışımlarına deǧinmek istiyorum.

Frankfurt Almanya’nın beşinci büyük kentidir. Havalimanı ile ünlüdür. Frankfurt aynı zamanda bir finans merkezidir. Oysa Frankfurt benim zihnimde, hem kitap fuarıyla hem de sosyal bilimlerdeki ‘Frankfurt Okulu’ ile yer alır. Meşhur ‘Kitap Fuarı’nı bir kaç yıl önce ziyaret etmiştim. Frankfurt Okulu ise bir düşünce ekolu olup; geçen yüzyılda ‘tek bilim, tek metod’ anlayışına karşı çıkmasıyla bilinir. Ekol; eleştirel, pozitivist ve hermeneütik yöntemi, sosyal bilimlere hakim kılmak istiyor.
Ekol; diyalektik bir yaklaşımı öne çıkardı. Tahakküme hayır dedi. Uzlaşmayı ve bireye özgür bir yaşam alanını arzu etti. Kısacası, Avrupa düşünce ve bilim tarihinin önemli bir parçası oldu Frankfurt Okulu.

Daha önce de yorumlarımda ifade etmiştim. Yeri gelmişken, tekrar etmekte fayda var. Almanya’nın 1930’lu yılları ve Frankfurt Okulu’nun doǧuşu ve tabii ki son temsilcisi Jürgen Habermas’ın bilinmesi önemlidir. Bu, aynı zamanda Avrupa Türk orta sınıfının bilinçlenmesi açısından kaçınılmazdır.

Konumuza geri dönelim. Frankfurt’da, bizim kuşaǧın fenomeni Ali Batman’la merkez istasyonun karşısındaki birlikteliǧimizde, bendeniz, Hollanda’dan Metin Yazarel, Almanya’dan Mahmut Arslan yer aldık. Metin Yazarel’in ‘ülkücü hafıza’ ile ilgili sorusuyla sohbet başlamış oldu.

Takdir edileceǧi üzere, Türkler’in tarih sahnesinde üstlendikleri misyon, yirminci yüzyılın ortalarından sonra, bir düşünce ve siyasi hareket olarak yeniden Türkiye’de tezahür etti. Söz konusu misyon, yani Türk milletine ve insanlıǧa hizmet etme ülküsü; dernekler, ocaklar, yurtlar, sendikalar, dergi ve gazeteler, siyasi partiler halinde kurumlaştı. ‘Türk milliyetçiliǧi ve ülkücülük’ adını alan bu mücadelede, liderler başta olmak üzere, fikir adamları ve düşünürler ve ülkücü şehitlerle bir hafıza oluştu. Her ne kadar, 12 Eylül 1980 askeri darbesi bu mücadeleye bir darbe vurduysa da, ülkücü hareket ve ülkücü hafıza tarihe mâl olmuştur.

Milliyetçi ve ülkücü mücadelenin, siyasi ve fikri yapılanmasının baş mimarı ve öncüsü, hiç şüphesiz Başbuǧ Alparslan Türkeş’tir.

Ülkücü mücadeleyi ve hafızayı fikirleriyle besleyenler arasında ise ilk akla gelen Dündar Taşer, Nevzat Kösoǧlu, Seyit Ahmet Arvasi, Erol Güngör, Mustafa Kafalı, Galip Erdem, Necmettin Hacıeminoǧlu, Emine Işınsu, İskender Öksüz gibi isimler oluşturuyor. Bu isimlere Taha Akyol, Namık Kemal Zeybek, Durmuş Hocaoǧlu, Mustafa Çalık, Vedat Bilgin, Ahmet Bican Ercilasun, Erol Kılınç, Ümit Özdaǧ, İrfan Sönmez gibi bir çok isim eklenebilir.

Ülkücü hafızada yer alan ve çoǧu başkanlık yapmış gençlik liderleri olarak ise, ilk akla gelen Ramiz Ongun, Devlet Bahçeli, Muharrem Şemşek, Sami Bal, Muhsin Yazıcıoǧlu, Selahattin Sarı, Mustafa Mit, Lütfi Şehsuvaroǧlu, Şefkat Çetin, Yaşar Yıldırım, Yılma Durak, Mehmet Şandır, Musa Serdar Çelebi, Efendi Barutçu, Hakkı Şafakses, Lokman Abbasoǧlu, Mahir Damatlar, Hasan Çaǧlayan, Mustafa Mit, Hakkı Duran, Selahattin Baysal, Ali Güngör, Bahattin Ergezer, Hasan Külünk ve adlarını sayamadığımız hizmeti büyük isimler yer alır.

Osman Yüksel Serdengeçti, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Abdürrahim Karakoç, Ozan Arif, Ömer Lütfi Mete, Mehmet Doǧan, Nuri Gürgür, Sadi Somuncuoǧlu, Özer Ravanoglu, Ahmet Karabacak, Ahmet Hamdi Ayan, Mehmet Niyazi, Ahmet Bican Ercilasun, Enis Öksüz gibi kıymetli isimler de ülkücü hafızada yer alırlar.

Ülkücü hafızanın olmazsa olmazları Ülkücü Şehitlerdir. “Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyiniz. Onlar diridirler. Lakin siz bilemezsiniz.” ayetiyle ölümsüzleşenlerdir. İlk Ülkücü şehit Ruhi Kılıçarslan’dan son Ülkücü şehit Fırat Yılmaz’a kadar binlerce Ülkücü şehit, hiç şüphesiz Ülkücü hafızanın çok önemli bir bölümünü oluşturur.

12 Eylül öncesi ve sonrası cezaevlerini medreseye çeviren, Hüseyin Nihâl Atsız’ınSelam sana hücrelerde benzi solan genç! Selam sana ey yılları heba olan genç!” mısralarında ifadesini bulan Yusufiyeli ülkücüler de Ülkücü Hafızayı oluşturan unsurlardandır.  

Sohbetin devamında, Ali Batman beyin Ülkü Ocakları Genel Başkanlıǧı dönemine ait hatıraları yer aldı. Bunlardan birisi şöyle:
Yirminci yüzyılda Avrupa ve Amerika başta olmak üzere, tüm dünyada ideolojiler savaşı yaşandı. Bu süreçte sosyalist hareketler enternasyonal dayanışma yoluyla komünizm rüzgarı estirdiler. Komünizm rüzgarı, Türkiye’de de ilgi ve alâka gördü. Bunun karşısına ise, tamamen yerli ve milli bir düşünce ürünü olan ‘Dokuz Işık Doktrini’ ve ‘Ülkücü Dünya Görüşü’nü ortaya koyan bir Başbuǧ Alparslan Türkeş çıktı. ‘Ülkücü Dünya Görüşü’ hareketi, Türkiye genelinde ve özellikle gençlik arasında çıǧ gibi büyümeye başladı. Bu büyüme karşısında, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ali Batman, Genel Başkan merhum  Aplarslan Türkeş’e, ‘Efendim hareketimiz gençler arasında olaǧanüstü raǧbet görüyor. Bu gençlere milli duyguların yanısıra, maneviyat eǧitiminin verilmesi gerekir’ teklifini yapar. Alparslan Türkeş’de, ‘Ne demek oǧlum, bizim yolumuz zaten maneviyattır, İslam Ahlak ve Faziletidir, ne gerekiyorsa yapın’ emrini verir.

Sohbet esnasında bazı kitaplar da gündeme geldi.
‘Türkçülüǧün Esasları’nı yazan Ziya Gökalp’ın, ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, Garplılaşmak’ kitabının, ne yazık ki, günümüzde bile hak ettiǧi şekilde anlaşılmadıǧı belirtildi. Yine İskender Öksüz hocanın, Ayhan Tuǧcugil müstear ismiyle yazdıǧı ve her ülkücü gencin okuduǧu ‘Türk Milliyetçiliǧi Fikir Sistemi Teori’ kitabının millet ve ümmet olma süreçlerini analiz eden kitabı da konuşuldu.

Sohbetin son bölümünde de, Mahmut Arslan’ın teklifiyle, 12 Eylül askeri darbesi üzerinde duruldu. Darbenin bu yıl 40’ıncı yılı münasebetiyle, farklı programların yapılması gerektiği üzerinde fikir birliği oluştu.

Bir Kurban Bayramı vesilesiyle ziyaret edilen Ülkü Ocakları ve Avrupa Türk Federasyonu eski başkanı Ali Batman’la, kendiliǧinden gelişen sohbetten aklımda kalanlar özetle bunlar. Ülkücü Hafızanın önemli isimlerinden Ali Batman’ın anlattıkları elbette bu köşeye sıǧmaz.
Sadece Ali Batman’ın mı?
Hayır, yukarıda isimleri zikredilenlerin de mutlaka daha fazla aktaracakları tecrübeleri ve hatıraları var. Hem de kitaplara yakışacak şekilde. Zira hepsinin yaşanmış hikayaleri var. Tarihe düşecekleri notları var…

Veyis Güngör
8 Aǧustos 2020

Reageren is niet mogelijk