Veyis Gungor is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Farklı bir ‘Milli Kimlik’ tartışması

Avrupa’da, tabii ki Hollanda’da uzun zamandır kimlik üzerine tartışmalar yapılıyor.
Bu çerçevede ‘Biz kimiz, neyiz, neleri hissediyoruz, Avrupalılık nedir, eğerlerimiz ve normlarımız nelerdir?’ gibi sorulara cevap aranıyor.
Kimlik tartışması, özellikle seçim kampanyalarında artıyor. Geneli ilgilendiren konularda da kimlik tartışması gündeme geliyor. İşte bu çerçevede, kimlik tartışması geçtiğimiz hafta Hollanda’da tekrar gündeme geldi. Tartışmaya sebep ise, Hollanda’nın Alman işgalinden kurtuluş günü olan 4 Mayıs anma konuşmalarıyla güncelleşti.
Tartışmanın içeriğine geçmeden önce, isterseniz kısaca ‘Milli kimlik nedir’ sorusuna bir göz atalım.
Kimlik ve milli kimlik üzerine yapılan sosyolojik tartışmalar bir yana, genel olarak milli kimlik, toplumun geçmişteki tecrübeleri, acı ve sevinçleri, kültür değerleri, ortak kader paylaşımı olarak tanımlanabilir. Bu çerçevede, örneğin Sinterklas ve Kral Günü kutlamaları, 4 vefat edenleri anma ve 5 Mayıs özgürlük günü kutlamaları, Hollanda’nın milli kimlik değerleri arasında sayılabilir. Yani, sevinç, travma ve üzüntüde, genelin ve çoğunluğun birllikte hissetmesi milli kimliktir.
Tartışmaya geri dönelim.
Hollanda’da geçen hafta yaşanan milli kimlik tartışması, 4 Mayıs akşamı tekrar başladı. Sosyal Kültürel Plan Buro’nun müdürü Kim Putters’in, Dam Meydanı’nda yaptığı konuşma kullandığı cümlelerle tartışma alev aldı. Putters “Kimliğimizi aradığımız bir zamanda, 4 Mayıs ölülerimizi anma davranışı da bunun bir parçasıdır” dedi.
Hatırlanacağı üzere, Sosyal Kültürel Plan Büro, sık sık Hollandalı kimliğine vurgu yapıyor. ‘Kral Günü’ kutlamaları yanısıra, 4 Mayıs anma günlerinin de üzerinde milli kimliği oluşturduğunu savunuyor.
Sosyal Kültürel Plan Büro müdürü, uzun zamandır kimlik, yani Hollandalılık üzerine yapılan tartışmaların merkezinde yer alıyor. Geçtiğimiz seçim döneminde, “Siyaseti beklemeyelim. Kim olduğumuzu, nereden geldik ve nereye gideceğiz sorularına cevap olacak tartışmayı geniş bir zemine sunmada öncülük edelim. Okullarda, işyerlerinde veya farklı zeminlerde hükümet anlaşmasını beklemeyelim. Geçmişe ilgi duymak, topluma ve ekonomiye gelecek için bir destek verir” diyordu Putters.
Yine kimlik tartışmaları çerçevesinde, Amsterdam eski Belediye Başkanı Job Cohen de önemli açıklamalar yaptı. Cohen, 4 Mayıs anma günlerinin, dünyanın giderek tehdit edici olması ve güvenliliğini kaybetmesi karşısında, daha da önemli hale geldiğini söylüyor. Cohen ayrıca “4 Mayıs, vefat edenleri anma, biz Hollandalılar’ın birlikte olma ve anma günleridir. Bu davranış kimliğimize dahil edilmiştir” diyor.
Trouw gazetesi köşe yazarı Lex Oomkes da, 4 Mayıs anma ve kimlik tartışmasına değinmiş. ‘Anmak ve kimlik’ başlıklı yazısında Oomkes, “Anmak aslında açık yüreklilikle dünyaya ve özgürlüğe karşı bir hoşgörü göstergesidir. Farklı olanı kabul etmek bir Hollandalılık özelliğidir. Bu özellik de Hollanda milli kimliğidir” diyor.
Oomkos, “İşte bu özellik, Job Cohen’in bahsettiği dünyanın güvensizleşmesi karşısında birlikte çalışmaya ihtiyaç duyulmasının yansımasıdır” diye devam ediyor. Dolayısiyle Hollanda milli kimliği, Sinterklas, Kral Günü kutlamaları ve tabii ki 4 mayıs anma programları ile şekillenmektedir.
Sosyal Kültürel Plan Büro müdürü Kim Putters’in, 4 Mayıs konuşmasına geri dönersek. Kimlik tartışmlarında önemli bir rol üstlenen Putters, toplumdaki farklılıklara da dikkat çekiyor. Putters, “Toplumu oluşturan gruplar arasındaki fark büyümüşse, işte tam o zaman diğerlerinin nasıl olduğunu merak etmemiz lazım” diyor. Toplumdaki ayrışmadan şikayet eden Putters, sekülarizmin birey hariç, tüm ideolojilerin etkisini kırdığını belirtiyor. Dayanışma ve farklı gruplar arasında birlikte çalışmanın Hollanda kimliğinin olmazsa olmazları arasında yer aldığına dikkat çeken Kim Putters, “Hollandalılar olarak kendimize dönüp bakmamız gerekir. Tarih Amsterdam’ın eski sokakları arasına sıkıştı kaldı” diyor.
Evet, Avrupa’nın, özellikle Hollanda’nın gündeminde olan kimlik tartışmasından kısa kesit böyle. Avrupa’da yaşayan Türkler ve özellikle orta sınıf ve düşünürler, bu kimlik tartışmasını iyi takip etmeliler. Takip etmekle kalmayıp, gruplar arasındaki iletişime, birlikte çalışmaya kafa yormalılar.
Veyis Güngör
10 Mayıs 2018

Reageren is niet mogelijk