Camilere dayatılan mektubun akıbeti

Bu hafta, Amsterdam’ın Batı bölgesinde ve kanal üstünde yer alan SORTIE restoranda, Rotterdam’dan bir grup Türk gazeteciyle bir araya geldik. Buluşma, yaz tatilinden dolayı uzun süredir görüşemediğimiz gazeteci ve yönetmen dostların, ‘bir brunch yapalım’ teklifi üzerine gerçekleşti. Kahvaltı ile öğle yemeğinin birleştirildiği uzun ve bol çeşitli kahvaltıda, yani brunch’de, gazeteci dostlarla birlikte, Türkevi Topluluğu stajyerleri de bulundular.

Bir sofrada hem de uzun süren bir kahvaltıda, gazetecilerle bir araya gelirseniz neler konuşulur? Elbette, siyaset, aktüalite, sosyal gelişmeler ve Hollanda, Türkiye, Avrupa gündemindeki konular konuşulur.

İşte bu hafta Hollanda gündemini, daha doğrusu Hollanda’daki Müslümanların ve Türklerin gündemini oluşturan konulardan birisi de, Amsterdam Belediyesi’nin, camilere imzalamaları için gönderdiği bir mektuptu. Belediye Başkanı Femke Halsema tarafından gönderilen mektupta, camilerin lgbti+’lere karşı kullanılan şiddeti kınadıkları ve kurbanlarına destek verdiklerini beyan etmeleri isteniyordu.

Çok tabii olarak, Amsterdam Belediyesinin bu mektubu, cami yöneticilerini ve Müslümanları çileden çıkardı. Örneğin, belediye ile çok iyi ve sıkı ilişkileri olan Blauwe Moskee (Gök Camii) yöneticileri bile, başkan Halsema’nın bu çağrısını, ayırımcı ve saçma bulduklarını söylediler. Diğer taraftan, Amsterdam’da dört camiye sahip Milli Görüş ise, geçen mayıs ayında, sadece Müslümanların değil diğer inanç temsilcilerinin de yer aldığı, her türlü şiddeti, kime karşı yapılırsa yapılsın, kınadıklarını açıklayan daha geniş kapsamlı bir bildiri yayınlandığını dile getirdi.

Bunun bilinmesine rağmen, Amsterdam Belediyesince camilere gönderilen bu mektup, Müslümanların toplumda günah keçisi olarak görüldüğü değerlendirilmesi yapıldı, haklı olarak. Bu çerçevede, DENK Partisi Amsterdam Belediye Meclis üyeleri de bir açıklama yaparak, bu dayatmanın kabul edilemeyeceğini, konuyu tartışmak ve daha net bilgi edinmek için Belediye Meclisine getireceklerini söylediler.

Gelen reaksiyonlar üzerine, hem Belediye başkanı Halsema hem de Belediye başkanı sözcüsü hızlı bir açıklama yaptılar. Açıklamada, en kısa zamanda, aynı mektubun Yahudi ve Hıristiyan kuruluşlara da gönderileceğini belirtti. Mektubun, sadece Müslüman kuruluşlara yönelik olmadığının altı çizildi. Belediye’nin, dini kurumları samimi partner olarak görmek istedikleri de yer aldı açıklamada.

Bu açıklamalar yapıldı ama, bu hamur daha çok su götürür. Öyle ki, bu açıklama her haliyle Amsterdam Belediyesinin, Müslümanları ayrı gördüğüne, ayrı kategorize ettiğine işaret ediyor. Bu mektupta, adeta Müslümanların, cezai işlemlere karşı olduklarını kanıtlamaları gibi bir mecburiyetleri olduğu imajı verilmektedir. Amsterdam Belediyesi böyle bir muameleyi, Yahudi kuruluşlara yapsaydı, olacakları varın siz düşünün artık.

Neyse ki, uzun yıllar Yeşil Sol Partinin de genel başkanlığını yapmış, Femke Halsema’nın mektubuna, hem Müslüman kuruluşların sert ve bir o kadar da anlamlı ve haklı karşı çıkışları, hem de Yahudi ve Hıristiyan kuruluşların olayı kınamaları sonrası, Amsterdam Belediye Başkanı, geri adım atmak durumunda kaldı. Amsterdam’daki cami yöneticileriyle yapılacak toplantı iptal edildi.

İşte, Amsterdam’da yağmurlu ve basık bir havada, bir grup Rotterdamlı Türk gazeteciyle bir araya geldiğimiz ‘brunch’de üzerinde durulan konulardan birisi, camilere gönderilen mektup oldu. Hollanda Temsilciler Meclisi eski başkanı Hatice Arib’in, istifası ve gelişmeler, Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü’nde müdür değişikliği ve kurumun misyonu, yakın geçmişte yapılan HOTIAD ve Hollanda MUSIAD network toplantıları da konuşulanlar arasındaydı.


Veyis Güngör
18 Ekim 2022

Scroll naar top