Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Bizim bir Kızılelma’mız var

Ortaokulu yeni bitirmiş, lisede okumak üzere şehre gitmiştim. Bir taraftan derslere devam ediyordum. Bir taraftan da hafta sonu ve akşamları Ülkü Ocaklarının organize ettiği eğitim seminerlerine katılıyordum. Seminerler, Konya Mimar Muzaffer Caddesindeki Hergün Gazetesi salonunda veriliyordu. Seminerler eğitimci Nurettin Taşer tarafından uygulanıyordu. Türk kültürü, tarihi, İslam ahlakı ve Medeniyeti, siyasi ideolojiler, esir Türkler seminerlerin ana konularıydı. O zamanlar dünyanın neresinde olduğunu bile bilmediğimiz Musul ve Kerkük, Semerkant, Buhara, Urimçi, Üsküp öğrendiğimiz Türk illeriydi.

Seminerlerde,”İ'lay-ı kelimetullah ve nizam-ı alem davası”, “Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne de Türkistan; Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir Turan”, “Gök Girsin Kızıl Çıksın”, “Türk cihan hakimiyeti mefkuresi”, “Kızılelma”yı da öğrenmiştik. Bu ve benzeri değerler ve kavramlar Türklerin varoluşa bakışıydı. Türklerin tarih boyunca vizyonuydu, ontolojisiydi elbette.

Ve, yıllar sonra. Hepimizin yakından takip ettiği üzere Türkiye gündemi son bir haftadır Kızılelma kavramı ve ülküsüyle çalkalanıyor adeta. Hatırlanacağı üzere, Afrin hareketine katılan bir asker “Nereye gidiyorsunuz?” sualine “Kızılelma’ya gidiyoruz” cevabını verdi. Mehmetciğin bu sözleri sosyal medyayı sarstı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ankara Sanayi Odası 54. Yıl Ödülleri töreninde bu askerin “Kızılelma’ya gidiyoruz” cevabını hatırlatarak, “Evet, bizim bir Kızılelma’mız var. Biz o hedefe doğru gidiyoruz” diye konuştu. Böylece Kızılelma ülküsü devletin en yetkilisi ve en üst makamı tarafından dile getirildi.

Kızılelma gündeme gelmişken, gelin birlikte Kızılelma ülküsü nedir, nasıl tanımlanır, ne anlama gelir sorularına kısaca cevap arayalım.

Ünlü yönetmen Osman Sınav Kızılelma’yı şöyle tanımlıyor: “Kızılelma; zalimin kalbindeki korku ve mazlumun kalbindeki ümittir! Yeryüzünde başı dik, insanca, şerefle yaşama ve şerefle yaşatma davasıdır! Ne Gazi Alparslan, ne Kılıçarslan, ne Fatih, ne Yavuz, ne Mustafa Kemal, hatta ne Kuşçubaşı Eşref ve hatta ne de Zenci Musa, en koyu karanlıkta, en kötü durumda dahi bu davadan bir an bile kuşku duymadılar, bir an bile umutsuzluğa kapılmadılar. Kızılelma, düşsen bile tekrar kalkmak, sendelesen bile tekrar yürümek, ölsen bile tekrar dirilmektir!”.

Türk kültür ve düşünce hayatının önde gelen isimlerinden, yazar ve fikir adamı merhum Nevzat Kösoğlu ise Kızılelma ülküsünün Türk topluluklarının Müslümanlaşmasından sonra kavuştukları yeni fetih ve gazâ ruhu olduğunu ifade eder. Kösoğlu şöyle devam eder: “Kızılelma, Türk boylarının sürekli olarak Batı’ya akışlarının ülküsü haline geldi. Anadolu’ya girişten itibaren hiç eksilmeyen fetihler, Anadolu’nun Türkleşmesi süreci de, bu ülküyü besleyen gerçekçi ve toplumsal gelişmeler oldu. Nihayet, i’lâ’yı kelimetullah (Allah’ın adını yüceltme) gayreti, Selçuklulardan itibaren bu ülkü ile örtüşen ve onu besleyip, ufkunu genişleten bir rol oynadı”.

 

Avrupa Türklerinin düşünce hayatında önemli bir yere sahip olan yazar ve fikir adamı Mahmut Aşkar da ‘Yeniden Kızılelma’ diyerek şunları ifade etmekte: “Güneş bayrağımız, gökyüzü çadırımız” diyen Türk Hakanlarından, “Dünyayı yeni bir nizama ve beşeriyeti saadete eriştirmek gayesiyle meydana çıkan İslamiyet adına İlay-ı Kelimetullah ülküsüne sarılan Osmanlı Padişahlarına ve yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni “muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmayı” kendilerine hedef olarak seçen Devlet Başkanlarına/Başbakanlara kadar her devirde, “Kızılelma”ya yüklenen mânâ veya misyon, zamanın şartlarına göre farklı olmuştur... Ufukta Kızılelma’sı olanlar; büyük düşünen, uzakları gören ve en önemlisi kendine güveni olan milletlerdir.”.

Evet. Çocukluk ve gençlik yıllarımızda öğrendiğimiz ‘Kızılelma’, cepheye giden bir Türk evladının gayet sakin ve olağan ama bir o kadar da inanç ve vakarla verdiği cevapla yeniden gündeme geldi. Cumhurbaşkanımızın da bu askerin ifadelerinden hareketle “Bizim bir Kızılelma’mız var” ifadesiyle, Kızılelma ülküsü millete mal olmuştur. Artık büyük düşünme, büyük hayal kurma zamanıdır. Uzak ve ufukları görme zamanıdır. Gelecek, psikolojisi yüksek olan milletlerindir.

Veyis Güngör
28 Ocak 2018

Er heeft nog niemand gereageerd

Laat een bericht achter