Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

Avrupa Türk Toplumu öncüleri ve ideal özellikleri

Avrupa Türk toplumunun öncüleri, liderleri, kanaat önderleri üzerine düşününce, Avrupa Türkleri’nin gönüllü teşekkülleri ya da sivil toplum kuruluşları üzerinde de düşünmemiz gerekmektedir. Bu iki konu, adeta birbirinin içinde, birbirini tamamlayan, besleyen, ortaya koyan ve deǧerlendirilen konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Biz, her ne kadar öncüleri ve kanaat önderlerini toplum içinde üstlendikleri misyon açısından deǧerlendirsek de, aslında kurum ve kuruluşlarımızın da misyonunu deǧerlendirmiş olacaǧız. Esasen, Avrupa Türk Toplumu öncülerinin tarihi, aynı zamanda Avrupa Türk Kuruluşlarının da tarihidir. Çünkü liderler, öncüler Türkler’in oluşturdukları teşekküllerde kendini göstermektedir. Sadece tarihi ile sınırlı da deǧildir. Kurumların doǧuşu, gelişmesi, işleyişi aynı zamanda Türk toplumu öncülerinin de üstlendikleri misyonu ortaya koyar.

Kurumlar dışında, Avrupa Türkleri’nin genelini etkileyen, kabul gören, büyüleyen bir veya bir kaç Türk ideolog olmadıǧı için, bu süreçte isimlerden bahsetmemiz mümkün görünmemektedir. Bu da bize, Avrupa Türkleri’nin yapılanmasını, gelişmesini ve geçirdiǧi evreleri, genel anlamda kurumlar üzerinden okumamızı beraberinde getirmektedir.

Altmış yıla yaklaşan bir süreci incelediǧimizde, Türk toplumuna liderlik ve öncülük yapmış kişilerin toplum içinde oynadıkları rol, genel anlamda göçün ilk yılları, aile birleşimi yılları, siyasi, dini yapılanma yılları ve sonrası olarak deǧerlendirilebilir. Kısaca bu süreçleri deǧerlendirelim.

Avrupa’daki Türkler’e öncülük ya da adı konmamış liderlik, ilk yıllarda fabrika ortamında, birlikte kalınan pansiyonlarda,hayımlarda, işçi hak ve kukuk arayışlarında, toplu ibadet organizasyonlarında görülmektedir. Biraz dil bilen ya da hızlı bir şekilde dil öǧrenen, girişken Türk işçileri, kendi vatandaşları için öne atılmışlardır. Aralarında, Türkiye’den dini bilgisi olanlar, özellikle bayram namazları başta olmak üzere, Cuma namazlarının toplu kılınmasında öne çıkmışlardır. Lise mezunu ya da sayıları çok az olsa da bürokrasi tecrübesi olanlar da, Avrupa’ya yapılan Türk iş gücü göçünün ilk yıllarında öncülük görevi yapanlar arasındadırlar.

Bu süreçte, Avrupa Türk toplumunun öncülerinin özellikleri; girişken, atılgan, bilgili, cesaretli, tecrübeli kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu öncülere, kendiliǧinden, yani şartların zorlamasıyla ortaya çıkan liderler de diyebiliriz.

Avrupa’ya yapılan Türk göçünün ikinci on yılında ise, yavaş yavaş dernek, vakıf ve cemiyetlerin kurulmaya başlandıǧı yıllardır. Bu dönemin en önemli özelliǧi ise, o yıllardaki Türkiye siyasi yapılanmasının, Almanya başta olmak üzere, diǧer Avrupa ülkelerine de yansımasıdır. Hayata geçirilen kurum ve kuruluşların, siyasi olarak şekillendiǧi çok aşikardır. Böyle olunca, Avrupa Türkleri’nin bu dönemdeki öncüleri, başkanları, yöneticileri de genellikle Türkiye’nin tayin ettiǧi veya onay verdiǧi siyasi öncüler olmuştur. Siyasi yapılanma sürecinde, özellikle 12 Eylül askeri darbesiyle farklı bir hareketliliǧin yaşandıǧını söylememiz gerekir. İhtilal öncesi ve sonrası, çoǧunlukla sol görüşlü olmak üzere, Avrupa’ya gelenler Türk kuruluşlarında etkin olmuşlardır.

Siyasi yapılanma süreci devam ederken, 1980’li yıllarda Avrupa Türkleri arasında dini teşkilatlanmanın hızlandıǧı görülmektedir. Her ne kadar bazı dini grupların teşkilatlanması eski yıllara (1973 IKM, 1976 MG) dayansa da, özellikle 1984 yılında Diyanet’in hayata geçirilmesiyle bu süreç daha da hızlanmış ve çeşitlenmiştir. Üçüncü süreç olarak adlandırabileceǧimiz din eksenli yapılanmayla, Avrupa Türkleri’nin öncüleri arasına yeni öncülerin ve liderlerin girdiǧini söyleyebiliriz. Yıllar içerisinde, siyasi süreçte olduǧu gibi, dini teşkilatlanmada da, Türkiye’de var olan bir çok dini grup ve cemaat, Avrupa Türkleri arasında yapılanmıştır.

Bu sürecin sonlarında hızla gelişen aile birleşimi ve çocukların sayılarının hızla artması yeni organizasyonları beraberinde getirmiştir. Veli, öǧretmen ve devamında kültür, sanat ve medya alanlarında kurumların doǧması bu süreçte ortaya çıkmıştır. Avrupa ülkelerinin bazılarında bu yıllarda Türkler’e seçme ve seçilme hakkı tanınmış olup, Türkler siyasi alanda da temsilciler, öncüler çıkarmıştır. Böylece Avrupa Türkleri öncülerine yeni aktörler eklenerek, liderlik daha da çeşitlilik arzetmiştir.

Yukarıda ifade edilen süreç, Avrupa Türk göçünün neredeyse ilk otuz yılını kapsamaktadır. Otuz yılda şekillenen kurumsal yapılanma ve liderlik örnekleri, sonraki yıllarda ve halen varlıǧını devam ettirmektedir. Hiç şüphesiz, göçün ikinci otuz yılında yukarıda tanımlanan kurumsallaşma ve liderlik tipine yenileri eklenmiştir. Bunlar uluslararası acil yardım veya kalkınma işbirliǧi yardım kuruluşları, hemşehri dernek ve vakıfları, üniversite ve öǧrenci dernekleri, araştırma merkezleri, enstitü, siyasi veya lobi kuruluşları, medya, girişimcilik, tasavvuf, spor kulüpleridir.

Tüm bu gelişmelere raǧmen, Avrupa Türk Toplumu içinde baskın olan liderlik profili, siyasi ve dini yapılanma sürecinde ortaya çıkan liderlik tipidir. Genel anlamda Türkiye’deki siyasi ve dini oluşumlar merkezlidir. Bu tip liderlik, Avrupa’da üçüncü neslin yetişmesine raǧmen belirleyiciliǧini korumaya devam etmektedir. Yerel ihtiyaç ve şartların zorlamasıyla ortaya çıkan teşekküller ve öncüler gerek ekonomik gerek sosyal sermaye sorunlarından dolayı, ya kısa ömürlü olmakta ya da etki alanı fazla  genişleyememektedir.

Avrupa Türk toplumu teşekkülleri ve liderlerinin yukarıda ifade edilen yapılanmaları ve özellikleri, ister istemez genel anlamda kendi toplumuna yönelik, kapalı toplum modeline sebep olmuştur. Faaliyetlerin hedef kitlesi teorik ve retorik olarak her ne kadar genel olsa da kendi tabanlarına yöneliktir. Ulaşılan tabanı koruma adeta öncelik arzeder durumdadır. Buna raǧmen bazı siyasi ve dini kuruluşlarda iç bölünmeler önlenememiştir. Avrupa ülkelerinde var olan Türk kurum ve kuruluşlarının özellikle siyasi ve dini kuruluşların genel merkezleri Almanya’dadır. Diǧer Türk kurum ve kuruluşlarıyla, aynı dünya görüşüne veya aynı inanca sahip olunsa da, ortak çalışma hemen hemen hiç yoktur. Durum böyle olunca, sayıları Avrupa genelinde belki onbinlere ulaşan (Almanya’da 3.600, Hollanda’da 1.125)* Türk dernek, vakıf, federasyonlarının yarım asırdır yaşanılan ülkelerde her hangi bir yaptırım ve pazarlık gücüne ulaşılamamıştır. Kendi aralarında yaygın olmayan ortak çalışmanın Alman, Hollanda, Belçikalı kurum ve kuruluşlarıyla çok sınırlı olması normaldir,.

Ancak, içinde yaşanılan Avrupa’nın geçen yüzyılda iki dünya savaşı yaşaması ve tecrübesi, aralarındaki tüm farklılıklara reǧmen birlikte çalışma kültürünü doǧurmuştur. Avrupa Birliǧi projesinin de temel ruhu olan farklı düşünmeye raǧmen birlikte çalışma kültürü, ne yazık ki Avrupa’daki Türk liderleri ve kanaat önderleri tarafından tam anlaşılamamıştır. Birlikte çalışmak önemli bir Avrupa Birliǧi normudur.

Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren Türk teşekküller, gönüllülük esası ile yarı profesyonellik arasında bir yerdedir. Sınırlı sayıda elemanla kuruluşların genel merkezleri hariç, bir çok kuruluşun başkanı ve yöneticisi gönüllü olarak görev yapmaktadır. Günlük sekiz saat bir işyerinde veya kendi işinde çalışmak durumundadır. Bu da istenilen performansın yakalanmasını ister istemez engellemektedir. Oysa, Avrupa’da bir sivil toplum kuruluşunun tam zamanlı çalışan elemanları olduǧu gibi, ayrıca kurum için finans arayan lobicileri ve imaj ve iletişim için elemanları bulunmaktadır. 

Avrupa’daki Türk kurum ve kuruluşlarının teşekkül süreçleri ve genel anlamda liderlerin özelliklerine deǧindikten sonra, liderlerde bundan sonra ya da olması gereken ideal özelliklere geçebiliriz. Her ne kadar Türk toplumunda baskın lider kültürü dirense de, realite, şartlar ve akıl, bize aşaǧıdaki ideal lider özelliklerini işaret etmektedir. Aslında aşaǧıda sayılacak özellikler bir insan modeli olarak da yorumlanabilir. Avrupa’da Türk genç liderlere yönelik tavsiyelerden oluşan bu özellikler, iki yıl önce Amsterdam Tartışmaları’nda ele alınan efsane lider Güney Afrikalı İmam Harun Abdullah’ın mücadelesinden özetlenmiştir. **


Bu ideal özellikler şunlardır:

Örnek şahsiyetler: Yaşam hayatında başarılı olmak isteyenlerin ve elbette lider olmak isteyen gençlerin kendilerine örnek alabilecekleri fikir insanları olmalı. Genç liderlerin, bu fikir insanlarının düşüncelerinden etkilenmeliler, beslenmeliler ve etkilendikleri insanların fikirlerinden hareketle, yeni girişimlerde bulunmaları gerekir.

Adalet merkezli ilişkiler: Genç liderlerin, toplumdaki tüm ilişkileri ‘adalet’ merkezli olmalıdır. İnsanların din, dil, renk, etnik kökenlerine bakmadan, önyargısız bir ilişki içine girmeliler. Adalet, hak ve hukuk davranış ve ilişkilerin prensipleri olmalıdır.

Ayırımcılıkla mücadele: Toplumda var olan, zuhur eden, ortaya çıkan her türlü ayırımcılıkla mücadele etmeliler. Bu mücadelelerini sadece teorik olarak değil, pratik olarak uygulamalılar. Öyleki, toplumda ayırımcılıkla mücadelede örnek gösterilmeliler.

Din kardeşlerini ötekileştirmemek: Genç liderler, aynı dine inanan din kardeşleri arasında ötekileştirici bir dil kullanmamalılar. Din taassubunu kırmalılar. Kimsenin imanını ölçmeye yeltenmemeliler.

Alemşümul, küresel düşünmeli: Genç liderler, yerelden küresele doğru geniş bir perspektif yakalamalılar. Olaylara, gelişmelere yerel, ulusal, bölgesel, küresel ölçüde bakabilmeyi yakalamalılar. Dünyaya kapalı olmamalılar. Kendilerini sınırlamamalılar.

Teşkilatlar, dernekler, vakıflar kurulmalı: Genç liderler, mücadelelerini daha iyi yapmak için teşkilatlar, dernekler, vakıflar, platformlar kurmalılar. Veya kendilerine yakın ve etkin olabilecekleri kurumlarda görev almalılar. Düşüncelerini kurumlarda yer alarak veya yeni girişimler oluşturarak hayata geçirmeliler.

Yayınlar: Genç liderler, mücadelerini dergi, gazete çıkartarak, televizyon, radyo veya kitap yayınları ile anlatmalılar ve teknolojinin tüm imkanlarını en etkin bir şekilde kullanmalılar, ürün vermeliler. Diğer bireylere göre liderler, toplumsal gelişmelerde artı değerlerini göstermeliler.


Güven merkezli ilişkiler: Toplum liderleri, hassaten çok kültürlü toplumlarda liderliğe soyunanlar, komşularıyla, iş arkadaşlarıyla ve stratejik partnerleriyle güven merkezli ilişkiler kurmalılar. Çoğu zaman ortak çalışmalar yapmalılar. Bilgi, tecrübe, eylem ve enerji birliği ve paylaşımı yapmalılar.

Dünya gündemini takip etmeliler: Genç liderler, mutlaka, içinde yaşadıkları toplumun günlük bir gazetesine abone olmalılar. Gazete, sabah erkenden eve gelmeli. Kahvaltıyla birlikte, yerel ve dünya gündemini, abone oldukları bir gazeteden takip etmeliler.

Bu ideal özellikler Avrupa Türk Toplumuna gelecekte öncülük ve liderlik yapacak gençlere yöneliktir. Kendi inanç ve düşüncesini muhafaza ederek, gönüllere girebilmeyi başarmalı genç Türk liderler. Çok kültürlü bir toplumda lider olabilmenin sırlarını, şifrelerini geliştirmeliler. Unutulmamalı ki, Türkler tarih sahnesinde yaşayışlarıyla sadece kendi dindaşlarının deǧil aynı zamanda farklı inançlara sahip insanların da gönlünü ve takdirini kazanmışlardır. Büyük Türk dervişi Sarı Saltuk Baba bunun en güzel  örneklerindendir. Hem de bizim yaşadıǧımız kıtada yaşamış, Hıristiyanlara İncil’den örnekler sunmuştur. Bizim de başarmamız ancak kendimize inanmamızla mümkün olacaktır.

Veyis Güngör
Aǧustos 2020, Referans Dergisi Sayı 57

(*) Anja van Heelsum, ‘Migrantenorganisaties in Nederland’, deel 1 Aantal en soort organisaties en ontwikkelingen. FORUM. Utrecht 2004. s. 25

(**) Veyis Güngör, ‘Lider olacak gençlere İmam Harun’dan dersler. www.veyisgungor.com, 11 Ekim 2018

Reageren is niet mogelijk