Almere Meclisi toplantısından notlar…

Almere, Hollanda’nın en genç şehirlerinden biri. Kuruluşu 1975 yılına uzanıyor.
Hollandalılar denizi doldurarak iki yeni şehir kurdu. Biri Lelystad, diğeri Almere.
Lelystad daha çok kendi etrafında büyüyen bir şehir oldu. Almere ise aralarında mesafe bulunan geniş alanlarda, ayrı ayrı gelişti. Bu yüzden şehir merkezi denildiğinde Almere Stad öne çıkıyor.

Ben Amsterdam yakınlarında ikamet ediyorum ama, Almere’de, gazeteci, yazar, sanatçı, yönetici, işletmeci ve siyasetçilerden oluşan ve bir meclis oluşturacak kadar dostlarım var.

Bu dostlar ile sık sık bir araya geliriz. Bazen bir kahve etrafında, bazen uzun bir masada.
Bu buluşmaların çoğu Amsterdam’a yakın Oostzaan’daki Van der Valk Hotel’de yapılır. Resmî bir davet yoktur. Davetiyesiz gelinir, davetiyesiz gidilir. Ama konuşulanlar az şey değildir.

Gündem hiç şaşmaz. Önce memleket, ardından Hollanda, sonra Avrupa ve en sonunda da dünya. Gazeteciler konuşur, yazarlar itiraz eder, işletmeciler örnek verir, siyaseti takip edenler not düşer. Sohbet uzadıkça uzar. İşte son Almere Meclisi toplantısında öne çıkan bazı başlıklar şöyleydi:

2026 yılı Avrupa açısından bir seçim yılı olacak. Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’da yapılacak seçimlerde aşırı sağın güçleneceği, ulusal karar vericilere duyulan güvensizliğin daha görünür hâle geleceği öngörülüyor.
Macaristan’da ise Orban’ın, muhalefet lideri Péter Magyar karşısında iktidarını sürdürüp sürdüremeyeceği merak konusu. Hollanda’da hâlâ bir koalisyon hükümetinin kurulamamış olması da gündemimizde yer aldı.

Son birkaç ay içinde Hollanda’da iddialı biçimde ortaya çıkan iki yeni oluşum da toplantıda ele alındı. Bunlardan ilki, “60 yıl sonra bir araya geldiler” başlığıyla kurulan “Hollanda Türk Gazeteciler Birliği”ydi.
Rotterdam’da yapılan tanışma ve lansman toplantısıyla kamuoyuna takdim edilen birliğin yayımlanan fotoğrafında, yönetim kurulu üyeleri sanki uzun bir mücadelenin yorgunluğunu taşıyan “yorgun demokratlar” gibiydi.

Diğer yeni oluşum ise Corendon Schiphol Hotel’de düzenlenen iddialı bir programla tanıtılan “Türk Bilgi ve Dokümantasyon Merkezi” adlı STK oldu. Kuruluşun amaçlarına bakıldığında oldukça geniş bir yelpaze göze çarpıyor: araştırmalar yapmak ve düşünce üretmek, lobicilik, hukuk hizmetleri, dokümantasyon, medya, ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele, kadın, gençlik ve gönüllülük çalışmaları…

Oysa bu başlıkların her birinin ayrı bir uzmanlık alanı olduğu bilinen bir gerçek. Bu durumun, söz konusu STK’yı kuranların bilgisi dışında olması elbette düşünülemez.

Bu noktada Almere Meclisi’nde, geçmişte benzer iddialarla kurulup bir süre sonra dağılan kuruluşlar da hatırlandı.
Bunlardan biri, Lahey’de kurulan Centre for Public Debate  (CPD) idi. CPD oldukça iddialı bir başlangıç yapmış, Lahey Adalet Divanı’na çok yakın bir binada faaliyet göstermişti. Ancak bir süre sonra çalışmalarına son vermek zorunda kaldı. Merkezin neden sürdürülemediği, toplantıda uzun uzun tartışıldı.

Değerli dostlarım, bu örnekler Hollanda Türklerinin daha etkin ve sürdürülebilir kurumlara duyduğu ihtiyacın açık göstergeleridir. Oysa Hollanda Türkleri bireysel başarılar açısından son derece ileri bir noktadadır. Bugün bu ülkeye bir başbakan çıkarabilecek potansiyele sahiptirler. Siyaset, girişimcilik, kültür-sanat ve yöneticilik alanlarındaki başarıları saymaya gerek bile yok.

Asıl üzerinde düşünülmesi gereken mesele, bu bireysel başarıların neden kurumsal başarıya dönüşemediğidir.

Almere Meclisi toplantısında ayrıca; DENK Partisi ve siyasi lideri Stephan van Baarle’nin seçimler sonrası sessizliği, Hollanda’da kurulması muhtemel yeni koalisyon alternatifleri ve Lahey Büyükelçimizin kültür ve sanat çevrelerine odaklanan yeni stratejisi, yapay zeka gibi konular da ele alındı.

Az kalsın unutuyordum. Geçtiğimiz günlerde Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü’nde yıldırım hızıyla gerçekleşen görev değişikliği de Meclisin gündemindeydi.

Son olarak; Almere Meclisin karşıt siyasi görüşlere sahip olan, bilgi, araştırma ve sorgulamayı önceleyenlerden oluştuğunu da ifade etmek gerekir.

Değerli dostlarım, 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, kısaca Hollanda gündemine kısaca değinmiş olduk. Bu vesileyle, yeni yılın tüm okuyucularım ve insanlık için hayırlı olmasını dilerim.

Veyis Güngör
4 Ocak 2026

Scroll naar boven
Scroll naar top