Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

12 Eylül Askeri Darbesinin Yıldönümü ve Avrupa Ülkücüleri

Geçtiğimiz Cumartesi günü, 12 Eylül askeri darbesinin 40’ıncı yıldönümüydü. Bu vesileyle Avrupalı Türkler’in televizyonu Kanal Avrupa’da bir program yayınlandı. Programa, 1980’li yıllarda Avrupa’da Ülkücü mücadelenin önderleri başta olmak üzere, o yıllara şahit olan bir grup ülkücü de katıldı. Kanal Avrupa Televizyonu imtiyaz sahibi Ali Paşa Akbaş’ın ev sahipliǧinde bir araya gelen ülkücüler, gazeteci yazar Muhsin Ceylan’ın sunduǧu ATEŞ ÇEMBERİ programında tam 5 saat 21 dakika ve 14 saniye süren bir vuslat gerçekleştirdiler.

Muhsin Ceylan’ın stüdyo konukları, Ülkü Ocakları ve Türk Federasyon eski Genel Başkanı Ali Batman, Türk Federasyon eski Genel Başkanı Musa Serdar Çelebi, Türk Federasyon eski Genel Başkanı Mehmet Erdoǧan, Sanatçı Ozan Yusuf Polatoǧlu, gazeteci Hüseyin Dönmez, yazar Hidayet Kayaalp ve Hollanda Türkevi Başkanı olarak naçizane şahsım olduk.
Programa telefon baǧlantısıyla Selahattin Saygın, Erol Yazıcıoǧlu, Mehmet Baş, Şefik Kantar da katıldı. Ayrıca, stüdyoda hazır olanlar da görüşlerini  bildirdiler.

Kanal Avrupa tarafından hazırlanan özel 12 Eylül askeri darbesi VTR’leri ve Ozan Arif’in 12 Eylül aktörlerini anlatan şiirleri de ekrana yansıdı. 12 Eylül Askeri Darbesi, ülkücüler için bir travmaydı. Uǧruna can verdikleri devleti darbeyle ele geçirenler, ülkücüleri, ‘Türkiye’yi Sovyetlere peşkeş çekmek isteyenlerle’ aynı kefeye koymuşlardı. Bunu bir türlü anlayamamışlardı.

Programın başında gösterilen nostaljik fotoǧraflar, başta Ali Batman olmak üzere, tüm katılımcıların duygusallaşmasına neden oldu. 40 yıl geriye gidilerek yaşanan o zorlu, o çetin ve sıkıntılı günler göz önüne geldi tek tek.  Avrupa Ülkücüleri, 12 Eylül askeri darbesini takip eden yıllarda, emsali görülmemiş bir fedakarlık örneǧi gösteren, her türlü entrika ve tehditlere raǧmen, inanmış insanların neler yapabileceklerini ortaya koymuşlardı. Faşist askeri darbenin etkileri tüm Avrupa ülkelerinde hissediliyordu. İnsanlar ülkücülerle aynı fotografda görünmeye çekiniyorlardı. Türk solcuları Avrupalı solcularla birlikte ülkücülerin program yapacakları salonların önünde protesto eylemleri yapıyorlardı. Askeri cuntanın paralı ve gönüllü elemanları, Avrupa’da Türkiye karşıtı faaliyetleri takip yerine ülkücüleri izliyordu.

İşte bu şartlarda, 1982 yılının ekim ayında yaǧmurlu bir günde, Avrupa’nın farklı ülkelerinden Bonn’da bir araya gelen yirmibine yakın Avrupa ülkücüleri, ilk kez açık bir şekilde Askeri darbeyi protesto ediyordu.

Siz de takdir edersiniz ki, beş saati aşan uzun programı bu köşede özetlemek çok zor. Programda üzerinde durulan konuların bazıları ana başlıklar halinde şöyleydi:
* ‘İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyet yayılmacılıǧı ve Türkiye’deki gelişmeler ve muhtemel tehlikeler’.
* ‘Üniversiteler başta olmak üzere sendikaların planlı olarak komünistlerce ele geçirilmesi’. * ‘Alparslan Türkeş ve arkadaşlarının kuvvetli öngörüsüyle başlatılan mücadele ve Türk milliyetçiliǧinin
siyasileştirilmesi ve farklı alanlarda kurumlaşması’.
* ‘Ülkücülerin Türklerin tarih sahnesine çıktıǧı andan itibaren ortaya koydukları kutsal misyonu tekrar milletin gündemine taşımaları’…

Programın bir bölümünde Avrupa’daki Türklerin gelecekleri ile ilgili, başta Türkçe olmak üzere, bir gelecek perspektifi ve vizyonunun ortaya konulması da ele alındı.

12 Eylül askeri darbesini takip eden 1980-1986 yılları arasında, Türk Federasyon’un yapmış olduǧu faaliyetler özetle şu şekilde gündeme getirildi:

* Türkiye’de 1980 sonrası baş gösteren ve Avrupa’daki Türkleri de etkisi altına alan depolitizasyon politikasına karşı, Türk Federasyon faaliyetlerine hızla devam etmiştir.
O yıllarda merkez kadroda yer alan, Musa Serdar Çelebi, Ali  Batman, Ramiz Ongun, Türkmen Onur, Cevat Saraç, İhsan Öner ve Mustafa Karahan öncülüǧünde, 3 ayda 400 toplantı yapılmıştır.

* Türkiye’deki şehit aileleri başta olmak üzere cezaevlerine giren ülkücülerin ailelerine yardımdan başka, mahkeme masrafları için hemen hemen her ay Avrupa’daki ülkücüler arasında kampanya yapılmıştır.

* Lider kadrosu vatandaşlıktan çıkartılmasına karşın, ülkücüler insanlık tarihinde eşine zor rastlanan bir vefa örneǧi göstermişler, lider kadrosuna inanmışlar ve baǧlılıklarını her hal ve şartta korumuşlardır.

* Özellikle Avrupa’daki ülkücüleri fikren beslemek için, ‘Vatana Hasret’, ‘Yeni Hedef’, ‘Anayurt’, ‘Yeni Gün’, ‘Genç Arakadaş’ gibi gazete ve dergiler yayınlamışlardır.

* MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası duruşmalarının kasetleri hızla çoǧaltılmış, tüm Avrupa ülkelerinde daǧıtılmış, hatta yaz tatiline Türkiye’ye giden ülkücüler tarafından gizli, saklı götürülerek Türkiye’de de daǧıtılmıştır.

* Özellikle 1980 – 1986 yılları arasında doǧan çocuklara verilen Hilal, Alperen, Kürşat, Ülkü, Fatih, Aybala, Aplarslan, Satuk Buǧra gibi isimlerle mücadele devam ettirilmiştir.

Evet, bu uzun program, Ali Batman beyin uzun deǧerlendirmesiyle son buldu. Ali Batman’ın kapanış niteleǧindeki cümlesi şöyle oldu: ‘Ülküdaşlarımızın, şu anda nerede durduklarına bakmaksızın özellikle 1980-1985 yılları ve sonrası mücadele veren herkesi hayırla yad ediyorum’.

Veyis Güngör
13 Eylül 2020

Programın tamamı için: https://twitter.com/KanalAvrupaTv/status/1304827778244640768

Reageren is niet mogelijk