Türkistan’da Türk Düşüncesinin İzlerini Sürerken – 12
Buhara’ya girince zihnimde canlanan düşünceler… Bir önceki mektubumda Semerkant ile Buhara arasında yaptığımız tren yolculuğunu paylaşmıştım başkanım. Bu satırları ise, “Doğu’nun Medinesi” ve “Kubbetü’l-İslâm” olarak anılan; Alp Er Tunga’dan İbn Sînâ’ya, Yedi Pirler’den Şah-ı Nakşibend’e uzanan derin bir Türk-İslâm hafızasını içinde taşıyan Buhara’dan yazıyorum. Tren istasyonundan kalacağımız otele doğru yol alırken hem etrafıma bakıyor hem […]
Türkistan’da Türk Düşüncesinin İzlerini Sürerken – 12 Lees verder »