Veyis Güngör is schrijver en voorzitter van Turkevi in Amsterdam

İklim krizi korkusunun gençler üzerindeki olumsuz etkileri

Geçen hafta, korona krizi nedeniyle uzun süre eve kapanan gençlerin psikolojisi ve gençlerin karşı karşıya kaldıkları konut sorunu üzerinde durmuştuk. Özellikle gençlerin psikolojisi hakkında uzman psikologların uyarılana dikkat çekmiştik. Şimdi de, gençlerin şahsiyetlerini olumsuz yönde etkileyen bir başka küresel ve kaçınılmaz korku üzerinde durmak istiyorum: ‘gençlik ve her geçen gün biraz daha büyüyen iklim krizi korkusu’.

Bu alanda belki de iklim krizi alanında en geniş bir araştırma yapıldı. Sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı. İnsanı derin bir düşünceye sevk eden bir araştırma sonuçlarının bazılarını burada paylaşmak istiyorum.

Öncelikle iklim krizi korkusunu kısaca tanımlayalım.

İklim korkusu, iklim krizi gerçeğini yeteri kadar gündemine almayan ve kriz karşısında pasif bir tavır sergileyen karar vericilerin de yol açtığı korku, hayal kırıklığı, yas ve hatta öfke olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda, insanlar yöneticileri tarafından aldatıldıklarını, ciddiye alınmadıklarını düşünürken, bir gelecek kokusuyla da muhatap olabiliyorlar. İnsanları bu noktaya iten olgu ise, bir taraftan insanlar tarafından tabiatın insafsızca, şuursuzca tahribatı diğer taraftan da bu alanda siyasi bir eylemin eksikliği olarak görülüyor.

İklim krizi alanında, çocuklar ve gençler üzerinde yapılan araştırma, bir online topluluğu olan Avaaz girişimi tarafından desteklenmiş. Altı kıtaya yayılan, 68,972,849 üyeye sahip ve on beş dilde yayın yapan Avaaz girişimi, halkın sesini karar vericilere taşımayı, duyurmayı amaçlıyor. Küresel yoksulluk ve iklim değişikliği gibi bir çok konuda çalışmalar yapan Avaaz’ın desteklediği son araştırma ise on ülkede on bin genç üzerinde yapılmış.

Araştırma sonuçlarından bazıları şu şekilde:

  • Araştırmaya katılan gençlerin hemen hemen yarısına yakın bir bölümü (%45) iklim krizi korkusunun günlük yaşamlarını (eğitim, uyuma, oyun, yeme ve içme) olumsuz bir şekilde etkilediğini belirtiyor.
  • Gençlerin %75’i bir ‘gelecek korkusu’ yaşıyor. Bu oran Portekiz’de %81 iken Filipinlerde %92’lere kadar yükseliyor.
  • Gençlerin %58’i, karar vericilerin kendilerine ve gelecek nesillere ihanet ettiklerini belirtiyorlar.
  • Araştırmaya katılan gençlerin %39’u, iklim krizi korkusu ve gelecek endişesinden dolayı evlendiklerinde çocuk yapıp yapmamakta kararsız olduklarını düşünüyorlar.

Görüldüğü üzere, araştırma sonuçları, gençler için tehlike çanlarının çaldığını gösterse de, bazı psikologlar, sorunun sadece gençlerle sınırlı olmadığını, iklim krizi korkusunun her yaştan insanı içine alabilen bir fenomen olduğuna dikkat çekiyorlar. Hatırlanacağı üzere, geçen hafta yapılan 76. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, iklim krizi en üst düzeyde dile getirildi. Genel Sekreter, "Tehlike çanlarını çalmak için buradayım. Dünyanın uyanması gerekiyor. Uçurumun kenarındayız." dedi.

Peki, iklim krizi korkusu için neler yapılabilir?

Climate Psychology Alliance’nın bu alanda, gençle için bazı önerileri şöyle:

  • İklim krizi korkusunda yalnız olduğunu düşünme.
  • Korkularını içine atma, senin gibi aynı endişeleri yaşayanlarla konuş, düşüncelerini paylaş.
  • İklim değişikliğinde tek sorumlu olmadığını, birey olarak yapabileceklerinin sınırlı olduğunu, ama birlikte hareket etme sonucu güç doğacağını kabul et.
  • Fiziki ve duygusal sağlığına dikkat et ve bu yönde çaba sarf et.
  • Tabiatla vakit geçirmeye gayret et. Doğa ile irtibat kur, onun güzelliğinden faydalan. Tabiatı sevmemiz, dünyamızı koruma isteğimizi güçlendirir.

İklim krizi korkusu, sadece gençlerin gelecek endişesi ve korkusuyla sınırlı kalmıyor elbette. İklim krizi, farkına olmasak da, tüm insanlığı yani dünyamızın geleceğini yakından ilgilendiriyor. İklim değişikliğine dikkat çeken eylemler yıllardır devam ediyor. En büyük yürüyüş, yüzbinlerin katılımıyla 21 Eylül 2014 tarihinde, New York başta olmak üzere, bir çok yerde yapılmıştı. Günümüzde de bu konuda eylemler devam ediyor. Israrla, avazlarının çıktığı kadar, tabiatta düzenin, dengenin bozulduğuna, katliamlar yapıldığı söyleniyor.   

İşte, sonuç ortada. İklim krizi bir taraftan, hızla devam eden nükleer denizaltıları hazırlıkları diğer taraftan. “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu” (Rûm Suresi – 41). Acaba, gezegenimizdeki bazı felaketleri, kendi ellerimizle mi hazırlıyoruz?

Veyis Güngör
28 Eylül 2021

Reageren is niet mogelijk