Sıla yolu kültür yoluna dönüşüyor

Yıllar önceydi. UETD Hollanda olarak Bosna kültür gezisi organize etmiştik. Gezimiz, Ayvaz Dede Şenlikleri‘nin 500. yıl dönümüne denk gelmişti. 45 kişiydik. Kültürel mirasın izinde gerçekleştirdiğimiz bu gezinin dönüşünde Amsterdam’da Bosna Kültür Gecesi organize etmiştik.

Bosna gezisinin ardından Kosova, Makedonya ve Arnavutluk’ta eğitim programları düzenleyerek oradaki soydaşlarımız ve akrabalarımızla tanışmıştık. Tüm bu ziyaretlerimizin ardından UETD Hollanda olarak “Avrupa Türkiye Kültür Hattı” adıyla bir proje geliştirmiştik. Avrupa Türklerinin, yaz tatili için Türkiye’ye gidip gelirken yol güzergâhındaki tarihî, kültürel ve dinî eserlerimizi ve merkezlerimizi de ziyaret etmelerini önermiştik.

Özellikle üçüncü nesil Avrupalı Türkler, geçtiğimiz yıllarda yaz tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye gelirken Budapeşte’den başlayıp Üsküp, Gümülcine gibi merkezleri ziyaret ettiler. Çektikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarında paylaşarak diğer gençlere de örnek oldular.

Şimdi ise “Avrupa Türkiye Kültür Hattı” projesi bambaşka bir boyut kazandı. Geçtiğimiz günlerde, birçoğumuzun tanıdığı eski Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen ile Mehmet Zeki İbrahimgil, “SILA YOLU: İzlerin Peşinde” başlığını taşıyan bir rehber kitap hazırladılar. Turing tarafından yayımlanan bu rehber, Türkiye-Avrupa hattındaki kültürel mirasımızı adım adım anlatıyor.

Kapıkule ve İpsala gümrük kapılarında ücretsiz olarak dağıtılacak “SILA YOLU: İzlerin Peşinde” kitabı, Türkçe ve Almanca olarak Avrupalı Türklere takdim edilecek. Kitabı Almancaya genç kardeşimiz Abdullah Mesud Doğan çevirmiş.

Kitapta, İstanbul merkez alınarak Türkiye’den Avrupa’ya uzanan yollar, tarihte olduğu gibi sağ kol, orta kol ve sol kol olmak üzere üç ana güzergâh şeklinde ele alınıyor. Yazarlar; şehir, yol, kültür ve medeniyet kavramlarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak, Avrupa ile Türkiye’yi birbirine bağlayan bu yolların adeta birer açık hava müzesi olduğunu ifade ediyorlar.

Avrupalı Türklerin en çok kullandıkları güzergâh olan orta kol, yani birinci rota, Bulgaristan üzerinden Edirne/Kapıkule çıkışlı yol olarak ele alınıyor. Bulgaristan’da Svilengrad (Cisr-i Mustafa Paşa) ile başlayan bu rotada Harmanlı, Haskovo (Hasköy), Plovdiv (Filibe), Pazarcık (Tatar Pazarcığı), İhtiman ve Sofya‘da onlarca Türk-İslam eseri ziyaret edilebilir. Sırbistan’da Pirot Kalesi, Pirot Çarşısı ve Türk konakları, Niş Kalesi, Kaleiçi Bali Bey Camii, İslam Ağa Camii, Belgrad Bayraklı Camii ve Belgrad Kalesi (Kalemegdan); Hırvatistan’da ise Zagreb şehir merkezindeki cami ile Bosanski Brod Camii görülebilecek önemli eserler arasında yer alıyor.

İkinci rota için de birinci rotadaki güzergâh takip ediliyor. Belgrad‘dan sonra Novi Sad‘a (Petrovaradin) ulaşılıyor. Türk tarihinin Avrupa’daki talihinin döndüğü Karlofça Antlaşması (1699) burada imzalanmıştı. Budapeşte‘de Budin Kalesi, Gül Baba Türbesi, Galiçya Türk Şehitliği, Sokullu Mustafa Paşa Hamamı, Abdurrahman Abdi Paşa Mezar Anıtı, Askerî Müze ve Millî Müze mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor.

Üçüncü rota ise İstanbul-Tekirdağ-İpsala güzergâhını takip ediyor ve ziyaret edilecek yerler bakımından oldukça zengin bir rota olarak öne çıkıyor. Bu güzergâhta Dedeağaç’taki Hamidiye Camii, Gümülcine’de Evrenosoğlu (Eski) Camii, İskeçe‘deki Çarşı Camii, Saat Kulesi ve Türk Çarşısı, Kavala Kalesi, Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii, Selanik’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk‘ün doğduğu ev, Selanik Kalesi, İshak Paşa (İmaret) Camii ile Üsküp’teki Türk Çarşısı, Sultan Murad Camii ve Külliyesi, Mustafa Paşa Camii, Alaca Camii (İshak Bey) ve Yahya Paşa Camii ziyaret edilebilir.

Son olarak dördüncü rota yer alıyor. Bulgaristan-Romanya-Macaristan güzergâhını kapsayan bu yolda Edirne’den çıkışın ardından Bulgaristan’ın Haskovo şehrine kadar birinci rotadaki güzergâh takip ediliyor. Daha sonra Bulgaristan’da Kazanlık’taki İskender Bey Camii ve Lala Şahin Paşa Türbesi; Romanya’da Ulusal Müze, Manokyan Hanı, Galiçya Türk Şehitleri Mezarlığı, Temeşvar Kalesi ve Sokullu Mustafa Paşa Hamamı; Arad‘da ise Kanuni Sultan Süleyman Camii ziyaret edilebilecek eserler arasında yer alıyor.

Büyük bir titizlikle hazırlanan SILA YOLU rehber kitabını, bu güzergâhları sık sık kullanan biri olarak bir çırpıda ve büyük bir heyecanla okuduğumu itiraf etmem gerekiyor. Bu çalışma, sıla yolunu kültür yoluna dönüştürmek isteyenlere gerçekten müthiş bir imkân sunuyor. Mustafa İsen ve Mehmet Zeki İbrahimgil’e ne kadar teşekkür etsek azdır.

Değerli dostlarım,

Şu gerçeğe bir kez daha inandım: Kelimenin, cümlenin, makalenin, şiirin ve kitabın bir ruhu var. Hiçbir söz, hele hele yazıya dökülmüşse, uçup gitmiyor. Bir gün mutlaka hedefine ulaşıyor. SILA YOLU bunun en güzel örneklerinden biri.

Aşk ve imanla yola devam…

Veyis Güngör

3 Temmuz 2026

Not: çalışma dijital olarak şu adresten okunabilir: https://turing.tr/yayinlar/mustafa-isen-sila-yolu/

Scroll naar boven
Scroll naar top