Türkistan’da Türk düşüncesinin izlerini sürerken – 15

Buhara’da Ark Kalesi, Dört Minare…

Sevgili dostum Ahmet Saygı mektuplarını göndermeye devam ediyor:

Buhara’dan yazdığım bu üçüncü mektupta size, Türk-İslam medeniyetinin üç bin yıllık tarihi geçmişe sahip, göz kamaştıran Ark Kalesi’ni ve Dört Minare’yi anlatmaya çalışacağım başkanım.

Şehir merkezine yürüme mesafesinde olan ve Buhara ile Türkistan tarihinin ilk mimari yapılarından birisi olarak kabul edilen Ark Kalesi, büyük bir sabrın ve azmin sonucunda inşa edilmiş. Yüksek bir tepenin başında yer alan, dışarıdan bir höyük görünümünde olan Ark Kalesi’ne, vaktiyle devlet başkanlarının ve emirlerin yaşadığı, devletin yönetildiği bir külliye dersek abartmış olmam.

İşte bu görkemli sanat eseri, ama aynı zamanda açık ve kapalı müze özellikleri taşıyan, yatay şekilde inşa edilmiş Ark Kalesi’ne büyük bir kapıdan giriyoruz. İnsanı ilk bakışta büyüleyen ahşap kapı, 1700’lü yıllarda yapılmış. İçeri girip yavaş yavaş ilerlerken sağlı sollu çukur odaları görüyorsunuz. Odaların her birinin ayrı bir hikâyesi var. Anlatılana göre bu odalarda mahkûmlar tutulur, odalara yılan ve akrep konulurmuş.

Kale içinde devlet yönetimi için kullanılan yapıların bazıları, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Arkeoloji ve Tarih müzelerinde ziyaretçiler, eski dönemde kullanılan günlük eşyaları, giysileri, askerî malzemeleri, sikkeleri ve tabloları görebiliyorlar. Kale içinde ayrıca, üç tarafı revakla çevrili, tavanı, mihrabı ve iç süslemeleriyle dikkat çeken bir cami bulunuyor. Süslemelerin 19’uncu ve 20’nci yüzyıllarda yapıldığı belirtiliyor.

‘Buhara’nın Gemisi’ olarak da bilinen kale, gezmekle bitmiyor. 4’üncü asrın sonlarında inşa edilen kale, tam 4,2 hektarlık bir alan üzerine oturuyor. Emirlerin, vezirlerin, komutanların ve hizmetlilerin yaşadığı Ark Kalesi, dönemin tartışmasız en büyük şairlerinden Semerkantlı Rudekî başta olmak üzere, yine dönemin önemli şairlerinden ve “Şehname”nin yazarı Firdevsî tarafından da dikkatle incelenmiştir.

Öte yandan Batı’da Avicenna olarak bilinen, ünlü eseri El-Kanun fi’t-Tıb, geçen asra kadar Belçika üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulan, tıp ve felsefe başta olmak üzere astronomi, matematik ve fizik gibi birçok alanda eserler veren, Türk-İslam düşünürü İbn-i Sina da Buhara’daki Ark Kalesi’ni ziyaret edip incelemiştir.

Yine Türkistan doğumlu Türk-İslam düşünürü ve bilim insanı, Aristo felsefesini İslam dünyasına tanıtan ve bundan dolayı Muallim-i Sânî (İkinci Öğretmen) olarak anılan, felsefe, mantık, müzik ve siyaset biliminde çığır açan, el-Medinetü’l-Fâzıla (Erdemli Şehir) eseriyle tanınan Farabi de Ark Kalesi’ni ziyaret eden ve araştıran isimler arasındadır.

Kale aynı zamanda asırlar boyunca bir şehir özelliği taşımış. Öyle ki, 20’nci asrın başlarında Ark Kalesi’nde asker ve çalışanlar dâhil yaklaşık üç bin civarında insanın yaşadığı biliniyor.

UNESCO’nun 1993 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aldığı Ark Kalesi, tarih içerisinde istilalara da maruz kalmış. Cengiz Han’ın istilası başta olmak üzere, 1920 yılında Sovyetlerin Kızıl Ordusu’nun topçu atışlarıyla da hasar görmüş.

Ark Kalesi’nin tepesinden Buhara’yı seyredip şehrin bir başka köşesindeki Çar Minar, yani Dört Minare’ye doğru yol alırken, yine Leb-i Havuz Meydanı’na ulaşıyorsunuz. Bu sefer meydanda, Özbeklerin de sahiplendiği, Nasreddin Hoca’nın eşeğine düz binmiş heykelini görüyorsunuz. Yine bu meydanda Türk bayrağının dalgalandığı ve Maraş dondurmasının satıldığı mobil bir dondurmacıyla karşılaşıyorsunuz.

Özbeklerin “Çar Minar” olarak adlandırdığı ve dört minaresi bulunan medrese, 1807 yılında Türkmen bir tüccar olan Halif Niyazkul tarafından yaptırılmış. Her ne kadar görkemli minareleri turkuaz renkleriyle dimdik ayakta olsa da, medreseden günümüze çok az kısmı kalmış. Buhara’yı mimari olarak dünyaya tanıtan dört minare, bir inanışa göre İslam’ın dört ana mezhebini sembolize etmektedir. Dört minare renkleriyle şehrin merkezinde adeta gizlense de, ziyaret edenleri büyülemeye devam ediyor.

Başkanım, yine bir mektubun sonuna gelmiş olduk. Ne Ark Kalesi ne de Dört Minare, bu mektuplara sığmayacak kadar geniş ve anlamlı eserler elbette. Programımızda yarın, Şah-ı Nakşibendi ve Yedi Pirler var başkanım.

Hoşça kalınız.

Kadirşinaslıkla başkanım,
Veyis Güngör
15 Ekim 2025

Scroll naar boven
Scroll naar top