Yurtdışındaki Türkler: 50. Yılında Göç ve Uyum Sempozyumu
21-23 Mayıs 2009-Ankara

AB – TÜRKİYE İLİŞKİLERİ ÇERÇEVESİNDE TÜRK GÖÇMENLER

Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri ve Avrupa'daki Türk Sivil Toplum Örgütleri
Veyis Güngör
Türkevi Araştırmalar Merkezi
Amsterdam - Netherland

Giriş
Avrupa’ya Türk işçi göçünün 50. yılı kutlamalarının hazırlıkları içindeyiz. Geride kalan yarım asırda hem Avrupa ülkelerinin şartları, hem Avrupalı Türklerin konumları değişmiştir. Göçün 50. yılına yaklaştığımız bir zaman sürecinde, Avrupalı Türklerin karşısına bir de Avrupa – Türkiye ilişkileri gerçeği çıkmıştır..

 

 

Değişen ve Gelişen Avrupalı Türkler

Kırk yıl önce Türkiye’den ve özellikle kırsal kesimlerden çeşitli Avrupa ülkelerine akın eden Türk iş gücü göçünün kırk yıl sonra örgütlü, girişimci bir Avrupalı Türkler topluğu olarak karşımıza çıkacağını çok az insan kestirebilirdi. Bu topluluk, yani “Avrupalı Türkleri” 5 milyonu aşan nüfusla özellikle Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya ağırlıklı olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine yerleşmiş bir topluluktur. Avrupa’daki Türk nüfusu Lüksemburg’un toplam nüfusunun yedi katıdır. Finlandiya ve Danimarka gibi ülke nüfuslarının yarısından fazlasına takabül etmektedir bu insanların asayısı. Genişleyen AB ülkerindeki akraba toplulukları da bu sayıya ekleyince Avrupalı Türklerinin sayısı artmaktadır.

 

TOPLUMSAL SERMAYE KURAMI AÇISINDAN
AVRUPA’DAKİ TÜRK SİVİL KURULUŞLAR VE TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ[1]
Doç. Dr. Talip Küçükcan[2]
Drs. Veyis Güngör[3]
Sivil toplum kuruluşları modern toplumların en etkin siyasi baskı ve toplumsal değişim aktörleri arasında yer almaktadır. Siyaset ve yönetim anlayışının daha işlevsel, tabana yayılmış ve modern bir yapıya kavuştuğu günümüzde sivil toplum kuruluşları, devlet bürokrasisine bağlı olmadıkları için yanlış buldukları resmi politikaları eleştirme, doğru bulduklarını ise destekleme özgürlüğüne sahiptir. Katılımcı bir demokratik yapı ve çoğulcu bir toplumun oluşmasına katkıda bulunan sivil toplum kuruluşları geniş kitleleri mobilize etme gücüne sahiptir. Refah düzeyi gelişmiş, temel ekonomik kaygılarından kurtulmuş, eleştirme hakkını kullanmada kararlı bireyler ve bu bireylerden oluşan topluluklar sivil toplum kuruluşlarını etkin olarak kullanabilirler. Bu makalede toplumsal sermaye kuramı açısından Avrupa’daki Türklerin potansiyel birikimleri ve Türkiye-AB ilişkileri açısından taşıdıkları önem üzerinde durulacaktır.